20 Şubat 2013 Çarşamba

İNKÂRCILARIN ÜÇ İDDİASI (3.Tabiat -Doğa- Yaratıcı Olabilir Mi?)



          Nedir tabiat? Nehirler, denizler, çöller, ormanlar, hayvanlar, bitkiler, gökler, ay, yıldız, güneş vs vs... kısaca doğa.

          Kitaplarda, televizyonda ve çeşitli yayınlarda "Tabiat yarattı", "Doğa yarattı" gibi ifadeler kullanılıyor. Bunlar şuursuzca, düşünülmeden veya kasıtlı olarak kullanılan ifadelerdir.

          Fakat bu yeni çıkmış değildir. Tabiatın yaratıcı olduğunu söyleyenler, daha ilk çağlardan itibaren bulunmuştur. Kimi güneşe, kimi aya ve yıldızlara hatta ağaca tapınanlar bile mevcuttur. Zaman zaman bazı hayvanlara da tapınıldığı olmuştur. Mesela Hindistan'daki bazı Hinduların inekleri kutsal saydıkları ve onlara taptıkları günümüzün bir gerçeğidir.

          Bu tabiatın herhangi bir parçasına tapınma, yani onu İlah sayma işi, eskiden nasıl başlamıştır? Şimdi buna bakalım:
          İnsanlar gerçek İlah inancını getiren peygamberlerin yolundan sapınca, bilgisizliğin de tesiriyle tabiatçı olmuşlardır. Tabiatçılık aslında çok ilkel bir inanıştır. Çıkış sebebi de hakiki inancın unutulmuş olmasındandır. Ama bu ilkel tabiatçılık şimdiki tabiatçılıktan daha mantıklıdır. Çünkü, hiç olmazsa tabiatın hangi kısmını yaratıcı saydığını söylüyor. Bilgisizlik sebebiyle ya kendisini korkutan şimşeğe ve gök gürültüsüne tapınıyor... Ya çok erişilmez ve parlak gördüğü güneşe... Ya faydasını gördüğü ve taşıp zarar vermesini önlemek istediği ırmağa... Ya sayısız yıldızlara... Bazen de her şeyi yakıp kül eden ateşe... Veya dünyada kendisine en gerekli olan ve çok faydasını gördüğü ineğe... Sonuç olarak diyebiliriz ki; gerçek inancı yitirmiş ilk devir insanları ya korkudan, ya da sevgiden bir tabiat parçasını İlah edinmiş, tapınmıştır. Ama şimdiki tabiatçılar, tabiatın hangi parçasının yaratıcı olduğunu söylemeden toptan "Tabiat yarattı" diyorlar...

          Bu söz kaçamak ve kaypak bir sözdür. Tabiat tek bir kısımdan meydana gelmiyor ki... Yaratıcı olan hangi kısmıdır?

          Önce bütün olarak tabiata bakalım. Tabiat bir eserdir. Sonradan yaratılmıştır. Başlangıcı olan ve sonradan olan her şey yaratılmıştır. Tabiatı yaratıcı olarak düşünmek ne büyük bir mantık yanlışıdır: "yaratılmış" bir şeye "Yaratıcı" demek oluyor...

          Tabiatta, dünyada enine boyuna geziyoruz, istediğimiz her işi yapıyoruz.Kuyu kazıyoruz, su ve petrol çıkarıyoruz. Tüneller açıyoruz, yollar yapıyoruz. Ormanları kesip, sularını doldurup baraj yapıyoruz. Bütün bunları yapıyoruz, sonra da kalkıp bu oyuncak gibi oynadığımız tabiata diyoruz ki:
          " Merak etme; seni böyle halden hale sokuyoruz ama, aslında sen yaratıcısın. Büyük bir yaratıcı... Her şeyi yaratansın...

          Hem düşünelim bir kere... Siz kendinizde olmayan bir şeyi başkasına verebilir misiniz? Sizde yok ama olmayan şeyi bir başkasına verdiğinizi söyleyebilir misiniz? Böyle bir iddiada bulunan kimsenin aklından zoru var demektir.

          Tabiat kendisinde olmayan aklı, düşünceyi, gözü, kulağı, hareketi başkasına verebilir mi? Tabiatta böyle bir yaratma gücü olsa, önce kendisini ayağımızın altından kaldırır ve daha değerli bir varlık haline getirirdi.

          Kendisi ayak altında sürünen bir varlık yaratıcı olabilir mi? Olabilirse, kendisinden daha yüksek, daha canlı, daha kıymetli ve daha akıllı bir varlığı yaratabilir mi? Kendisinde olmayan bir üstünlüğü başkasına verebilir mi?

          Elbette veremez. O halde tabiat yarattı sözü aslında düşünmeden söylenmiş bir söz olabilir ancak... Çünkü tabiat, bir sanattır. Her sanatın ise bir sanatkârı, sanatçısı vardır. Bir dizi kanundur, kanun koyucu olamaz... Yaratıktır, yaratıcı değildir...

          Şu halde varlık alemini sebepler yaratmadıysa, tesadüf meydana getirmediyse, tabiat ortaya koymadıysa, yaratıcı kimdir?
          "ALLAH"tır...
Geriye sadece bu kalıyor. Demek ki düşünen insan, Allah'a inanmak zorundadır.

Allah'a iman aklın mecburi istikametidir...


(Öğretmenin Not Defteri 1-2-3/ Vehbi Vakkasoğlu'nun kitaplarından alıntıdır...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder