11 Ocak 2013 Cuma

Siyer-i Nebi Ders Notları - 9 (Firavun ve Avânesinin İmtihan Edilmesi)



Andolsun, biz de Firavun aile (çevre) sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. (7 / A'RÂF - 130)

          Allah azze ve celle, bir rivayete göre 20 yıl, diğer bir rivayete göre 40 yıl boyunca Mısır ahalisini, Fravun ve avanesini  türlü türlü şeylerle imtihan ediyor. İlk olarak kıtlık baş gösteriyor. Musa a.s gelip " Ey Musa bizim için Rabb'ine dua ette bu azab üstümüzden kalksın". Musa a.s dua ediyor ve azap üzerlerinden kalkıyor.

Onlara bir iyilik geldiği zaman «Bu bizim için» dediler; onlara bir kötülük de isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.  (7 / A'RÂF - 131)

Onlar: «Bizi büyülemek için bize mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz» dediler.  (7 / A'RÂF - 132)

Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkâr bir kavim oldular. (7 / A'RÂF - 133)

Başlarına iğrenç bir azab çöküverince, dediler ki: «Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip gideriverirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.» (7 / A'RÂF - 134)

Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip gideriverdik, onlar yine andlarını bozdular. (7 / A'RÂF - 135)

          Her imtihanın kalkması için Musa a.s gelip dua etmesini istiyorlardı fakat azap kalktığında iman etmiyorlardı. Çok büyük tufan oluyor ki rivayetlere göre Kıptîlerin evleri su basıp su seviyesi boğazlarına gelmekteyken İsrailoğullarının evleri kupkuru idi. Tufandan sonra sırasıyla çekirge, haşerat, kurbağa ve kanla imtihan oluyorlar. Nil Nehri kan akıyor içecek su bulamıyorlar. Yine rivayetlere göre; İsrailoğulları nehre kaplarını daldırıp çıkardıklarında su alıyorlar, Kıptîler daldırdıklarındaysa hiç değişmiyordu. İsrailoğullarından birisinin ağzına, Kıptîlerden biri dahi Nil'deki kandan dökse o yine su olurak dökülüyor. Fakat İsrailoğullarından birisi bir Kıptî'ye su dökmek istese o da yine kan olarak dökülürdü. Musa a.s yine dua etmesini istediler. Fakat azap kalkınca küfürlerinde ısrara aynen devam ettiler.

Andolsun, biz Musa'ya vahyetmiştik: «Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, (size) yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan.» (20 / TÂHÂ - 77)

Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular. (26 / ŞUARÂ - 60 )

İki topluluk birbirini gördükleri zaman, Musa'nın adamları: «Gerçekten yakalandık» dediler.(26 / ŞUARÂ - 61)

Bunun üzerine Musa'ya: «Asanla denize vur» diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.(26 / ŞUARÂ - 62)

(Musa:) «Hayır» dedi. «Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir.» .(26 / ŞUARÂ - 63)

Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi. (20 / TÂHÂ - 78) 

Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun) : «İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım» dedi. (10 / YÛNUS - 90)

(Allah) : Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve fesat çıkaranlardandın. (10 / YÛNUS - 91)

Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (10 / YÛNUS - 92)

Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi. (20 / TÂHÂ - 79)

          Musa a.s Fravun ile olan imtihanı da böylece bitiyor. İkinci ve daha zorlu bir dönem olan Musa a.s'ın İsrailoğulları ile imtihanı başlıyor...

          Musa a.s'ın hayatının birinci bölümü; tağutla, küfürle, batılla yani Fravun ve avânesiyle olan imtihanı. İkinci bölüm; oda Musa a.s'ın kendi kavmi olan İsrailoğullarıyla imtihanı - imtihanları... Bu imtihanlar bizim için önemli ki, Kur'an da hakkında en çok bahsedilen, kendisi ve kavmi hakkında en çok olay anlatılan peygamber Musa as'dır. Kur'an'ı ilk açtığımızda FATİHA Suresi ile karşılaşırız. Kur'anı bir şehir gibi düşünecek olur isek Fatiha Suresi de bu şehrin büyük bir ana giriş kapısıdır. Kapıyı aralayıp şehre girdiğimizde çok büyük görkemli bir sureyle karşılaşıyoruz ki, bu Bakara Suresidir. Bu surenin 50. ayetlerine geldiğimizde karşımıza İsrailoğulları çıkar. İsrailoğullarına da, Musa'nın doğumundan başlamaz Fravundan kurtulduktan sonra ki hallerini anlatır. Kur'an'ı Kerim bir tarih kitabı değildir!.. Olayları sırasına göre yazmaz, sadece Allah'ın bildiği bir hikmete göre sıralar. Kur'an'ın dizaynı - dizilişi, Cebrail'in Allah Rasulüne bildirmiş olduğu üzere tertip edilmiştir.
 
          İsrailoğulları yaşadıkları dönem ve milletler arasında, Fravunun zülmü altındayken, ataları İbrahim, Yakub, Yusuf a.s'ın dinine çok güzel sarıldıkları, büyük bir kesim yılmadığı için, Allah azze ve celle onları seçilmiş kavim kılıyor. Musa a.s; Fravun'a tevhidi (Allah'ın birliğini anlatmak) ve İsrailoğullarını Fravun'un zülmünden kurtarmak için gönderiliyor. Peki Kur'an'da neden ilk olarak İsrailoğullarının Peygamberlerine yaptıkları ihanetlerden bahseder? Çünkü İsrailoğulları seçilmiş olmalarını kötüye kullanıyorlar... Müslümanlar da son seçilmiş ümmettir. İslam dinine girerek, Müslim olarak seçilmiş ümmete dahil olmuş olabilirsiniz. Son Peygambere ümmet olmakla alemlere üstün kılındınız ama dikkat edin!.. İlk seçilenler siz değilsiniz. İsrailoğulları da seçilmişken bugün; "ğayril mağdûbi aleyhim - gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil" diye ithafta bulunduğumuz lanetlenmiş bir kavme dönüştüler.

          Rasulullah s.a.v buyuruyor: “Yahudilere ve Hıristiyanlara benzemeyiniz” (Ahmed b. Hanbel)

          “Şüphesiz siz, sizden öncekilerin yoluna karışı karışına ve arşı arşına uyacaksınız. Hatta onlar kertenkele yuvasına girseler sizde ona gireceksiniz.” Biz dedik ki; “Ya Rasulüllah Yahudiler ve Hıristiyanlar mı?” dedi ki; “Başka kim olabilir!” (Buhari Ebu Said’den rivayet etmiştir.)

          "Onlardan birisi sokakta annesiyle fuhuş işlese siz de bunu yapacaksınız." (Sahih, el-Hakim)

          "Ümmetim, önceki ümmetlerin yolunu adım adım, karış karış izlemeden kıyamet kopmaz. 
-"Ey Allah Rasulü, Farslar ve Rumlar gibi mi?" 
-"Başka kim olacak?"  (Buhari, İ’tisam, 14)
          Farslar'dan kasıt İran İmparatorluğu - Salsanîler Devleti , Rumlar'dan kasıtta Bizans İmparatorluğudur. Bakarsak tarihe Rasulullah'ın bu hadisi söylemesinden kısa bir süre sonra hem Fars hemde Rum İmparatorluğu çökmüştür. Yani tarihte Yahudileşme temayülü gösteren bütün ülkeler yıkılmıştır.

           ''Siz, sizden öncekilerin yollarını aynen izleyeceksiniz." (Buharı İ' tisam: 14, Enbiya: 50, Müslim İlim: 6, İbn Mace Fiten: 17.)

           O gündeyiz malesef. Onların şu bayramı var bizde yok mu? Bir araştıralım bakalım, bir kitapları karıştırın vardır mutlaka. Onların paskalya çöreği varsa bizim de kandil simitimiz var, biz aşağı kalır mıyız?

          "Rasulullah Hayber seferine çıktığında müşriklerin silahlarını asıp (kutsadıkları) Zatu Envat denilen bir ağaca rastladı. Etrafındakiler Rasulullah'a dediler ki: "Onların Zatu Envat'ı gibi bizim de bir Zatu Envat'ımız olsun." Nebi: "Sübhanallah! Bu söz tıpkı Musa'nın toplumunun şu sözüne benziyor: Onların tanrıçası gibi bize de bir tanrı ihdas et. Nefsimi kabzasında tutana yemin olsun ki sizden öncekilerin yolunu aynen sürdüreceksiniz."    (Tir. Fiten, 18 -2180-)

          "Ümmetimin başına İsrailoğulları'nın başına gelenin aynısı gelecek. Tıpkı bir ayakkabı kalıbıyla ayakkabının birbirine uyduğu gibi... Hatta, eğer onlardan biri annesine açıktan zina eden varsa, ümmetimden de aynısını yapan çıkacak. Ve İsrailoğulları 72 guruba bölünmüştü. Ümetim de 73 guruba ayrılacak." (ibn Mace, Fiten, 17 - Tirmizî, İman 18 )
          Burada ki sayı mecazî anlamdadır. Burada belirtmek istenen İsrailoğullarını bile daha fazla aşırıya kaçılabieceği, daha fazla bölüneceği vurgulanıyor. Bugün o parça parça, grup grup olanlar birleşmiş, Müslümanları bölüyorlar... Biliyorlar ki, kendileri bölünerek lanetlendiler. Biliyorlar ki, kendileri ne zaman bölündüler Allah'ın yardımını kaybettiler. Niye bize bugün gökten yardım gelmiyor?, sorusunun cevabı işte budur!..

          Hz. Aişe ile Abdullah b. Abbas (Allah her ikisinden de razı olsun) birlikte şöyle diyorlar: 
“Peygamberimiz kendisine vahiy inince hemencecik yüzüne bir gömlek örterdi ve sıkılınca bu gömleği yüzünden çıkarırdı. Bir defasında bu durumdayken şöyle buyurdu:
“Allah'ın laneti yahudiler ile hristiyanların üzerine olsun. Çünkü onlar Peygamberlerinin mezarlarını mescid edinmişlerdir.” 
Aişe validemiz diyor ki; eğer Rasulullah bu uyarısı olmasaydı onun kabrini çok görkemli yaptırırdım. (Buhari, bu hadisi, birden çok yerde zikredmiş: Bkz. Kitab El-Salah, bab: 55, H. No: 435, 436; Müslim, Mescidler ve namazlıklar kitabı, Bab: Mezarlar üzerine bina yapmanın yasaklanması, H. No: 531.)

          Ebû’d Derdâ (r.a.)’den: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte idik.  Bir ara gözlerini semaya dikti ve dedi ki: "Gün gelir, ilim insanları terkeder. İnsanların onda hiç nasibi kalmaz. Ziyâd b. Lebîd el Ensarî sordu:“ İlim bizi nasıl terkedebilir ki? Biz Kur'an'ı okuyoruz ve bundan böyle de vallahi okuyacağız, hanımlanmıza, oğullarımıza okutacağız” Rasul cevap verdi: “Anan seni kaybetsin ey Ziyad! Ben de seni Medinelilerin en akıllılarından zannederdim. Yahudilerin ve Hıristiyanların elinde de Tevrat ve İncil yok muydu? Onlara ne faydası oluyor?" [Tirmizi, İlim, 5; İbn Mace, Fiten, 26; Ahmed b. Hanbel, 4/160; Darimi, Mukaddime, 26/246]   

Ebu Sâid el-Hudrî (r.a), Rasulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “İçinizden öyle gruplar türeyecektir ki, siz, onların namazları yanında namazlarınızı, oruçları yanında oruçlarınızı, amelleri (iyi işleri) yanında amellerinizi basit ve küçük göreceksiniz. Onlar, Kur’an da okuyacaklardır. Fakat Kur’an’ın feyzi onların boğazlarını geçmeyecektir. Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır...”(Buhârî, Fadâil, 35; Müslim, Zekat, 142, 154; Mâlik b.Enes, el-Muvatta, Kur’an, 4)
            Bu hadisten anlaşıldığına göre, Kur’an’ı yalnız diliyle okuyup da, üzerinde düşünmeyen, manasını anlamayanlar, ondan gereği gibi yararlanamayacak, onun esprisini kavrayıp kalp ve ruhlarına yerleştiremeyeceklerdir.

          İbn Mes’ud (r.a)’ın şu sözü çok manidardır: “Bize, Kur’an’ın lafzını ezberlemek zor, onunla amel etmek ise kolay gelirdi; bizden sonrakilere de Kur’an’ı ezberlemek kolay, onunla amel etmek ise zor gelmektedir”(Kurtubî, age., I, 39.)

          Hz.Ömer zamanına ait olarak nakledilen  şu rivayet, dikkat çekicidir: Hz.Ömer’in hilâfeti döneminde Basra valisi Ebû Musa el-Eşarî, Hz.Ömer’e bir mektup göndererek Basra’da o yıl Kur’an’ı ezberleme işiyle uğraşanların çokluğundan sözeder ve Beytü’l-Mal’dan bunlara yardım gönderilmesini ister. Vali ertesi sene aynı istekte bulunur ve Kur’an hıfzıyla uğraşanların kat kat arttığını haber verir. Hz. Ömer’in ona verdiği cevap şöyledir: “Onları kendi halleriyle başbaşa bırak. Korkarım ki insanlar, kendilerini Kur’an’ı ezberleme işine kaptırır ve onu anlama işini ihmal ederler.”(Kettânî, age., II, 279. )

           Rasulullah s.a.v'in bir çok hadisinde, Yahudi ve Hristiyanlara benzeme konusunda ikazları bulunuyor. Mümkün oldukça birbirimize bu konuları hatırlatalım İnşeAllah...  “Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.”   (Ali İmran, 149)

           Rasulullah s.a.v'in uyarılarından sonra Musa a.s, İsrailoğullarıyla neler yaşamış bunlara geçelim...
           Devamı gelecek İnşeAllah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder