11 Ocak 2013 Cuma

Siyer-i Nebi Ders Notları - 7 (Musâ Aleyhisselam'ın Mısır'dan Ayrılışı)


  İbrahim a.s Ur şehrinden çıktı, Yusuf a.s Kenan'dan Mısır'a, Musa a.s da Mısır'dan Medyen'e hicret ediyor. Ve her peygamberin hayatından hicretle beraber dua var.

Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: «Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar» dedi.(28 / KASAS - 21)
Medyen'e doğru yöneldiğinde de: «Umarım Rabbim, beni doğru bir yola yöneltip iletir» dedi.(28 / KASAS - 22)

          Medyenliler Musa a.s'ın akrabaları yani İsrailopullarına yakınlar. Yakub a.s'ın soyundan geldikleri rivayet ediliyor.

Medyen suyuna vardığı zaman, ondan su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suya gitmekten) sakınan iki kadın buldu. Dedi ki: «Bu durumunuz ne?» «Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız da yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır.» dediler.(28 / KASAS - 23)

          Babaları Şuayb a.s ve rivayete göre Şuayb a.s'ın annesi Lut a.s'ın kızı. Lut a.s'da İbrahim a.s'ın teyze oğlu. Bir akrabalık silsilesi bulunmakta. Şuayb a.s, Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş bir paygamberdir. İlk önce Medyen halkına gönderiliyor. Eyyüb a.s ile teyze oğulları oldukları rivayet ediyor. Kavmine çok güzel söz söylemesi, tatlı konuşması ile meşhur bir peygamberdir. Bu yüzden "hatîbul enbiya - peygamberlerin hatibi" lakabını almıştır. Şuayb a.s ayrıca çok namaz kılan bir peygamberdir. Kavminden uzak olarak dağlarda yaşıyor. Babasından kalma koyunları ile geçimini sağlıyor. Medyen kavmi ticaretle uğraşıp, yolsuzluk yapıyorlar, teraziyi eksik tartıyorlar ve kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar. Medyen halkı küfürlerinde ısrar etmeleri sonucu büyük bir zelzele ile helak oluyorlar. Şuayb a.s ve ona tabii olanlar Medyen'i terk ederek Eyke'ye yerleşiyorlar. Eyke'de evleniyor ve iki kızı oluyor. Eyke halkı da puta patıyor ve küfürlerinde ısrar ediyorlar. Güneş, yedi gün müthiş bir sıcaklık yaydı. Sıcaklığın aşırılığından akarsu ve nehir dahi fokur fokur karnar vaziyete gelmiş ve içecek su dahi bulamamışlar. O sırada gökyüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgâr esti. Eykeliler, bulutun gölgesinde toplandılar. Birden Gök'ten "ateş kütlesi" indi ve Eyke halkı, yeryüzünden silindi. Tekrardan Medyen'e geri dönüyor. Allah korkusundan çok ağlayan bir peygamber olarak gözleri az gören ve oldukça yaşlı bir zamanda Musa a.s ile karşılaşıyor.

Şuayb a.s kızlar evlerine gidiyorlar, Musa a.s koyunları suluyor, otlatıyor.

Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: «Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım.»(28 / KASAS - 24)

Çok geçmeden, o iki (kadın) dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi. «Babam, bizim için sürüleri sulamana karşılık olarak sana mükafaat vermek üzere seni davet etmektedir.» dedi. Bunun üzerine ona gelip de olup bitenleri anlatınca o: «Korkma» dedi. «Zalimler topluluğundan kurtulmuş oldun.»(28 / KASAS - 25)

O (kadın)lardan biri dedi ki: «Ey babacağım, onu ücretli olarak tutuver; çünkü ücretle tuttuklarının en hayırlısı gerçekten o kuvvetli, güvenilir (biri)dir.»(28 / KASAS - 26)

(Babaları) Dedi ki: «Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşaallah salih olanlardan bulacaksın.»(28 / KASAS - 27)

          Musa a.s, Şuayb a.s'ın kızlarından biri ile evleniyor. Bu kızın, utana utana yanına gelip konuştuğu kız olabileceğine dair rivayetler var. Adının da Safura veya Safure olduğu rivayet ediliyor. Allahu Alem...

(Musa) Dedi ki: «Bu, benimle senin aranda olan (bir antlaşma)dır. Bu durumda iki süreden hangisini yerine getirirsem, artık bana karşı bir haksızlık sözkonusu olamaz. Allah da, söylemekte olduklarımıza vekildir.» (28 / KASAS - 28)

          Süreyi tamamlayıncaya kadar orada çobanlık yapıyor. Süre bitiminde Şuayb a.s'dan izin isteyerek ve duasını da alarak Mısır'a ailesini görmek için  yola çıkıyor. Rivayetlere göre; Çok soğuk ve karlı bir kış gecesi yola çıkıyor.

Böylelikle Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tûr tarafında bir ateş gördü. Ailesine: «Siz durun, gerçekten ben bir ateş gördüm; umarım ki ben ondan size ya bir haber ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm.» dedi. (28 / KASAS - 29)

          Rivayetlere göre: gece yürüdüğü ve karlı olduğu için yolunu kaybediyor. Elinde bulunan çakmak taşları soğuk sebebiyle yanmadığı için ateşi görünce oraya gitmek istiyor.

          Yine rivayetlere göre: Musa a.s ateşe yaklaşınca bu ateşin gövdesi ve dalları yemyeşil olan bir ağaçtan çıktığını görüyor. Ağacı ve ateşi görür görmez, olduğu yerde kala kalıyor. Ateş çok şiddetli fakat içinden çıktığı ağaca zarar vermiyor.

          El- mâverdî:  Musa a.s'a ateş gibi görünen aslında Allah'ın nuruydu.

Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: «Ey Musa.» (20 / TÂHÂ - 11)

«Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın.» (20 / TÂHÂ - 12)

          Neden pabuçlarını çıkart diyor? Farklı yorumlar mevcut. Mesela; Saygı ve tevazu olarak. Yürüyeceği yer kutsal bir vadi, Tuva vadisi. Tıpkı bu, Beyt'ül Haram'a ayakkabı ile girilmemesi gibidir.
Bir başka yorum da, ayakkabı - pabuç olarak yorumlanan nal kelimesinin anlamı ailedir. Araplar da pabuç, aile efradı anlamına gelirmiş. Şu denilmek istenmiştir " Ey Musa, kalbindeki aile sevgisini çıkart ve oraya sadece Allah'ın vadini yerleştir".

          Tuva vadisinin Şam taraflarında olduğu rivayet edilmektedir.

          İmam Kurtubî: Musa a.s, bu vahyi alırken büyük bir şaşkınlık içinde ayakkabılarını çıkarttı, yüksekçe bir kayaya yaslanarak başını öne eğip dinlemeye başladı.

«Ben seni seçmiş bulunmaktayım; bundan böyle vahyolunanı dinle.»(20 / TÂHÂ - 13)

          Vehb bin Munebbih: Dinlemenin adabları vardır. 
1. Organların hareketsiz durmasıdır.
2. Gözün sağa sola bakmamasıdır. Çünkü göz görünce kalpte meyleder dikkat dağılır.
3. Kulak kabartmak, dikkatlice dinlemek.
4. Dikkatini toplamak.
5. Dinlediği şeyle amel etmeye çok kararlı olmak.
Yüce Allah'ın sevdiği şekilde dinlemek işte budur. Kulun azalarını tutması ve onları başka şeylerle meşgul etmemesi ile olur. Gözün sağa sola bakmasın ki, kalpte gördükleriyle meşgul olmasın. Dikkatini toplasın ki dinlediğinden başka şeyler içinden geçmesin. Ayrıca kavramaya karar vermeli ve kavradığı ile amel etmeye niyet etmelidir.

          Sufyan bin Uyeyne: İlmin başı, dinlemek sonra kavramak, sonra ezberlemek, sonra amel etmek, sonra da yaymaktır. Bir kul, Yüce Allah'ın Kitabına, Peygamberinin Sünnetine Allah'ın sevdiği üzere samimi bir niyet ile kulak verip dinleyerek amel edecek olursa, Allah'ta sevdiği şekilde ona duyduklarını kavratır ve kalbinde ona bir nur verir.

«Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.» (20 / TÂHÂ - 14)

          İlk iki emir, Tevhid ve Namaz... Birbirinden ayrılmaz iki şey.

«Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim.» (20 / TÂHÂ - 15)

«Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın.» (20 / TÂHÂ - 16)

          Allah azze ve celle, Musa a.s'a bir takım mucizeler veriyor:

«Sağ elindeki nedir ey Musa?» (20 / TÂHÂ - 17)

Dedi ki: «O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var.» (20 / TÂHÂ - 18)

Dedi ki: «Onu at, ey Musa.» (20 / TÂHÂ - 19)

Böylece, o da onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş). (20 / TÂHÂ - 20)

          Rivayete göre: Musa a.s'ın asasının ucu çatallıydı. O çatal kısmı yılanın başı oldu. Hızlı bir şekilde olduğu yerde dönmeye başladı ve çevredeki bütün taşları yuttu. Bunu gören Musa a.s, arkasını dönüp süratle koşmaya başladı.

Dedi ki: «Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz.» (20 / TÂHÂ - 21)

«Elini de koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın.»  (20 / TÂHÂ - 22)

«Öyleki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.» (20 / TÂHÂ - 23)

«Firavun'a git, çünkü o azmış bulunmaktadır.» (20 / TÂHÂ - 24)

          Peygamberlik görevini yaparken kendisine yardımcı olacak mucizeler vererek Fravuna gitmesi emrediyor Allah. Peygamberlere gönderildikleri zamana ve kavmine göre mucizeler verilmiştir. Musa a.s'a bu mucizelerin verilmesi, o dönemde sihirbazlar ve sihir çok yaygındı.

Dedi ki: «Rabbim, benim göğsümü aç.» (20 / TÂHÂ - 25)

          Fravunu herkesten çok iyi tanıyor ve görevinin kolay olmayacağını biliyor. Bu dua aynı zamanda bize örnektir. Rabbim gönlümüzü genişlet, dünya sıkıntılarına karşı, her şeye karşı...

«Bana işimi kolaylaştır,» (20 / TÂHÂ - 26)

«Dilimden düğümü çöz,» (20 / TÂHÂ - 27)

«Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar.» (20 / TÂHÂ - 28)

          Rivayet olunur ki: Musa a.s, Sarayda henüz yeni yürümeye başladığı dönemlerde Asiye validemiz Musa a.s ile oynuyor. O sırada Fravun geliyor, Asiye validemiz " Ey Efendim, senin ve benim için göz aydınlığı olan oğlunu alda sev". Fravun istemediğini ifade eder şekilde iterek: "Bu çocuk benim için değil senin için göz aydınlığıdır". O sıra da iterken, Musa a.s bir rivayete göre tokat atıyor bir rivayete göre de sakalını çekiyor. Bunun üzerine Fravun çok sinirlenerek "bu çocuğun İsraillilerden olduğuna bir alamettir, benim düşmanım olacaktır" diyerek cellatları çağırıyor. Asiye validemiz çocuğu kapıyor: "O daha bir çocuk cisimleri bile kavrayamıyor, Mısır'da benden daha çok mucevheri olan kadın yoktur. Müsade et sana bunu ispatlayayım"diyor. Yakuttan bir ziynetini getirtip bir kabın içine koydurtuyor. Diğer bir kabın içerisine de ateşten bir kor koydurtuyor. Musa a.s'ı bu ikisinin başına bırakıyor. Yine rivayet olduğu üzerine Musa a.s, Cibril'in yönlendirmesi ile koru alıp ağzına atıyor. Eli ve dili yanıyor. Asiye validemiz "Bak işte gördün mü, çocuk ateşin ne olduğunu bilmiyor"diyor. Fravun ikna oluyor.

          Bu rivayet Kurtubi'de var fakat altında İsrailiyat'tan olduğu belirtiliyor. İbn-i Abbas anlatıyor. Oda bunu Yahudi çevreden duyduğunu söyleyerek anlatıyor. Vehb bin Munebbih anlatıyor, zaten Yahudi asıllıdır, Yahudilerden duyduğunu anlatıyor. Fakat çok yaygın bir rivayettir.

          Mevdudî'nin yorumu ise: Musa a.s, Fravunun Sarayın da büyüdü fakat kendisini annesi büyütmüştü. Fravunun dili Kiptîce, annesi ise İbranîce konuşuyordu. Bu sebeble Musa a.s, Kıptîce den daha çok İbranîceyi iyi biliyordu. Ayrıca Şuayb a.s ve eşi de İbranîce konuşuyorlardı. On yıldır hiç Kıptîce konuşmamıştı. Abisi Harun a.s'ın Kiptîcesi daha iyi olduğu için yanına yardımcı istiyor.  «Ve kardeşim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuşmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gönder, beni doğrulasın. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum.» (28 / KASAS - 34)

«Ailemden bana bir yardımcı kıl,» (20 / TÂHÂ - 29)

«Kardeşim Harun'u» (20 / TÂHÂ - 30)

«Onunla arkamı kuvvetlendir.» (20 / TÂHÂ - 31)

«Onu işimde ortak kıl,» (20 / TÂHÂ - 32)

«Böylece seni çok tesbih edelim.» (20 / TÂHÂ - 33)

«Ve seni çok zikredelim.» (20 / TÂHÂ - 34)

«Hiç şüphesiz sen, bizi görmektesin.» (20 / TÂHÂ - 35)

          Musa a.s'ın bu duası bütün Müslümanlara örnek olmalıdır. Bütün müslümanlar Allah'ın dinini yaşarken veya anlatırken bu duayı yapmalıdır. "Allah'ın göğsümü genişlet, bu işi bana kolaylaştır, dilimdeki bağı çöz, ailemi de bana yardımcı yap"...(Âmin)

(Allah) Dedi ki: «Ey Musa! İstediğin sana verilmiştir.» (20 / TÂHÂ - 36)

«Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.» (20 / TÂHÂ - 37)

«Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyleki:)» (20 / TÂHÂ - 38)

«Onu sandığın içine koy, onu suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim.» (20 / TÂHÂ - 39)

«Hani kız kardeşin gezinip: «Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?» demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.» (20 / TÂHÂ - 40)

«Seni kendim için seçtim.»(20 / TÂHÂ - 41)

«Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın.»(20 / TÂHÂ - 42)

         Allah azze ve celle Musa a.s'ın kardeşi Harun ile beraber Fravuna gitmesini emrediyor...
         Devamı gelecek İnşeAllah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder