11 Ocak 2013 Cuma

Siyer-i Nebi Ders Notları - 6 (Musâ Aleyhisselam)

          MUSA Aleyhisselam:
       
          Yakup a.s, Yusuf a.s'ın yanında 24 yıl yaşıyor ve vasiyeti üzerine Suriye'ye defnediliyor. Babasının akabinde Yusuf a.s 23 yıl daha yaşadı. Yusuf a.s'ı çok seven Mısırlılar babasının yanına gömülmesini istemiyor. Ve ona mermerden bir sanduka yapıyorlar - Mısırlılarda mumyalama adeti meşhurdur - onun içine koyuyorlar. Bu nâşı Nil yatağına gömüyorlar.  Fakat daha sonra Musa a.s, Allah'ın ona bildirmesiyle oradan çıkarıp Yakub a.s'ın yanına Suriye'ye defnediyor.

          Aradan yıllar geçiyor. Yusuf a.s ile başlayan Mısır yolculuğu İsrailoğulları için devam ediyor. Mısır da yerleşiyorlar, kardeşleri hükümdar olduğu için onlarda yönetime yerleşiyor. Böylelikle İsrailoğulları Mısır'ın yönetiminde söz sahibi oluyorlar.

          Asırlar, yıllar geçiyor. Rivayete göre Yusuf a.s ile Musa a.s arasında bin yıl olduğu belirtiliyor.
          İbn-i Abbas; İsrailoğulları Mısır da çoğalınca insanlara zulmetmeye, haksızlık etmeye ve Allah'ın sınırlarını aşmaya başladılar. Bunun üzerine de Allah, İsrailoğullarına Kıptîleri musallat etti. İsrailoğullarını yönetimden aşağı indirip yerine Kıptîleri geçirdi.

          Allah kullarına, iktidar, mal, yönetim verir fakat kul azıpta Allah'ın haddini aşmaya başlayınca Allah bu iktidarı kulun elinden çekip alır.

          Kur'an-ı Kerim de 136 yerde Musa a.s ve İsrailoğullarından bahsedilir. Kur'an-ı Kerim de en çok anlatılan peygamberdir Musa a.s. En detaylı ve serpiştirilmiş vaziyette bir çok surede geçer. Mesela Bakara Suresinin üçte biri İsrailoğullarını -Yahudileri, azgınlıklarını, taşkınlıklarını anlatır. Musa a.s'ın hayatı iki bölüme ayrılır. Birinci bölüm; Musa a.s'ın Fravunla mucadelesi, tağutla imtihanı. Ne zaman ki Fravundan kurutuluyor, Allah'ın izniyle, bu sefer daha zor olan ikinci bölüm başlıyor. Oda Musa a.s'a tabii olan, yine kendi gurubu olan İsrailoğullarıyla imtihanı...

          Musa'nın anlamı; İbranîce de su manasına gelen "mu" ve ağaç manasına gelen "sa" kelimelerinin bir araya gelmesiyle bu ad konulmuş. Annesi onu denize bıraktığı zaman Asiye validemizin cariyeleri Musa a.s'ı sazlıkların arasında buluyorlar. Ağaç ve sudan gelen çocuk diyerek Musa ismini veriyorlar.

          Musa a.s'ın babası, İmran... İmran'ın babası, Yahser... Yahser'in babası, Kahes... Kahes'in babası, Lavi... Lavi'nin babası, Yakub a.s...

***

          MUSA A.S:

Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık olan Kitabın ayetleridir. (28 / KASAS - 1-2)

Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız. (28 / KASAS - 3)

          Kişi düşmanını tanımadan ona karşı savunma yapamaz. Düşmanımızı iyi tanıyacağız. İslami yıkmak isteyenler bugün bunu çok güzel başarıyorlar. İslama nerden fitne sokabiliriz bunu çok iyi beceriyorlar. Çünkü İslam'ı bizden çok daha iyi bilmekteler. Bizler ise düşmanı tanımaktan geçtik, kendimizi tanıyamıyoruz. Ya da bizler düşmanı, kendisini bize tanıttığı gibi tanıyoruz.

          Fravun kimdir? Fravun, özel isim olmayıp cins isimdir. Yani tek bir şahıs değildir. Sultan, Hakan, Kaan gibi hükümranlara verilen bir isimdir. Mısır da yaşayan Amâlika kabilesinin hükümranlarına verilen bir isimdir.
Fravun kelimesinin manası; zorba, zulmeden, itaatsiz, başkaldıran anlamlarına gelir. Bir başka anlamı da; Kendi bozuk olan, başkalarını da bozan...

          Onların Fravun demelerinden kasıtları; İbrahim a.s'ı hatırlarsak onun kavmin de Nemrud, Ay Tanrısı Nanna'nın yeryüzündeki gölgesiydi. Mısır ülkesinin de Güneş Tanrısı Ra.. Onlara göre Fravun diye ünvanlandırılan kişi, gökteki Güneş Tanrısının yeryüzündeki gölgesi hükmündedir. Dolayısıyla Fravun'un hükmü Tanrı'nın hükmüdür. Yani ne Nemrud nede Fravun direk olarak biz Tanrıyız demiyorlar evet bir Tanrı var biz onun yeryüzündeki gölgesiyiz diyorlardı. Ben ne kural koyuyorsan onun adına koyuyorum ve benim kurallarım çiğnenemez iddiasındaydılar. (Detaylı bilgi için Mevdudî'nin,  "Kur'an'a Göre Dört Terim - İlah/Rab/Din/İbadet" kitabını tavsiye ederim...)

          Kur'an-ı Kerim, Fravun'dan kişi olarak bize bahsetmez. Ama onun tipik özelliklerinden bahseder. Çünkü Kur'an, kişilerle uğraşmaz. İnsanların yaptığı yanlışı geneller, yapmış oldukları yanlışı bize anlatır. Tarihçiler, arkeologlar vs. kaynaklara göre Musa a.s zamanın da yaşayan Fravun'un  hakkında yorumlar vardır.

          Musa a.s'ın zamanında yaşayan Fravun bir kişi değil iki kişiydi, yani taht değişmiştir. Yine rivayetlere göre;
          Musa a.s'ı sarayına alıp, olgunluk çağına kadar büyüten Fravun, 2.Ramses'tir. Musa a.s 10 yıl kadar bir süre Mısır'dan ayrılıp Medyen de yaşıyor. Bu arada yönetim değişiyor, 2.Ramsesin oğlu Meneftah geçmiştir.

Kur'an'a Göre Fravun'un Özellikleri:
1. Fravun, kendi gücüne kimsenin erişmeyeceğine inanır. İktidardan beni aşağıya kimse düşüremez, hiçbir yiğit benim sırtımı yere getiremez.
2. Servetine şükredeceğine nankörlük eder. Çağdaş Fravunlar; "çalıştım oldu... ben yaptım tabii olacak ne sandın ya!... aklımı kullandım, paramı doğru yere kullandım bunun başka bir şeyle alakası yok işi bileceksin abi..."
3. Yaptığı iyilikleri başa kakar. Karşılıksız iyilik yapmaz.
4. Alaycı ve küçümseyicidir. Musa a.s için halka: " daha şu konuşmasını beceremeyene mi inanacaksınız yoksa bana mı?" yine "O Muhammed kim ki, yetim, çoban, oğlu bile yok soyu kesik.." gibi...
5. Sağlam bir karaktere sahip olmayandır. Söz verip sözünde durmaz, çıkarcılardır  işlerini gördükten sonra bir kalemde silip atabilirler.
6. Nefsini ilah edinmiştir Fravun. Nefsinin istekleri yolunda her şeyi kurban etmeye hazırdır.
7. Otoritelerini sarsacak en ufak bir harekete dahi tahammülleri yoktur. Nemrud'un İbrahim a.s'ı yakma sebebi gibi...

Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. (28 / KASAS - 4)

           Musa a.s İsrailoğullarının erkek bebeklerin öldürülüp kızlarının bırakıldığı bir ortamda dünyaya geliyor. Bir gece Fravun rüyasında, İsrailoğullarından bir erkek çocuğun çıkıp tahtını ele geçirdiğini görüyor. Bunu kâhinlerine yorumlattığın da doğru bir rüya olduğunu İsrailoğullarından bir çocuk çıkacak ve tahtını ele geçirecek, şeklinde rüyayı yorumluyorlar. Bir başka rivayete göre ise, kâhinler bunu Fravuna haber veriyorlar.

          Bunun üzerine Fravun başlıyor soykırım yapmaya. İbn-i Abbas: Fravun'un bu tavrına çok şaşırmak gerekir, bu çok zayıf bir harekettir. Fravun akıllı bir adam olsaydı; "gördüğü rüya doğruysa, o çocuk tahtını ele geçirecekse çocukları öldürmeye ne gerek var. Şayet kâhinler yalan söylüyorsa, çocukları öldürmeye ne gerek var" diye düşünmeliydi.

          Fakat Fravun gibiler, tahtlarının ellerinden gitmesinden çok korkarlar. Çare ve çözüm olarak bildikleri tek şey öldürmektir...

          Kurtubi: Tarihte aile planlamasını, nüfus planlamasını ilk çıkaran Fravun olsa gerek. Çünkü Fravun İsrailoğullarının soyunu kurutmak için böyle bir çalışma yaptı.

          Bugünde İsrail, Filistin'deki çocukları öldürüyor. Bundaki amaçta soykırımdır. Çünkü Fravun da kendilerine aynısı yapmış ve onlar Fravunun alt tabakası olarak yetişmiş insanlardır.

          Fravun erkek çocukları öldürüp kızları bırakıyordu ama İsrailoğulları Kiptî'lerin ayak işlerine bakıyorlar. Kıptîler, Fravuna gelip "Ey Fravun sen bu oğlanları öldürüyorsun ama bunların sadece kadınları kalacak bizim işlerimizi kim yapacak?" Buna da çözüm olarak bir sene öldürüp bir sene öldürmemeyi kararlaştırıyorlar. Ne kadar da kısır bir düşünce, ya çocuk öldürmediğin senekilerden çıkarsa...

          Musa a.s'ın kardeşi Harun a.s öldürülmeyenlerin senesinde doğduğu rivayet edilir. Musa a.s öldürülmenin olduğu yıl doğuyor.

          İbn-i Munebbih: Yahudilerin bana haber verdiğine göre, Fravun Musa a.s'ı bulmak için 70 bin başka bir rivayete görede 90 bin çocuk öldürüyor.

          Nemrud ve Fravun erkekleri boğazlıyordu. Arap cahiliyyesin de kızlar boğazlanıyordu. Çağdaş cahiliyye de cinsiyet ayrımı yok, her ikisi de boğazlanıyor.

Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz. (28 / KASAS - 5)

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Hâmân'a ve askerlerine, onlardan sakınmakta oldukları şeyi gösterelim. (28 / KASAS - 6)

          Hâmân, Fravunun baş veziridir.

Musa'nın annesine: «Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, bu durumda onu suya bırak, 

          Kurtubi: 4 ay - 6 ay - 8 ay gibi bir süre annesi Musa'yı gizli olarak emziriyor. Askerler ev ev gezdiklerinden dolayı Allah vahyediyor. Vahiyden kasıt kalbe ilham edilmesidir.

          İbn-i Abbas: Annesi ona hasır otundan bir sanduka yaptı ve içini su geçirmemesi için zift ile kapladı. Bu sandukanın içine Musa a.s'ı koyarak, Allah'ın kendisine ilham ettiği üzere Nil nehrine bıraktı. Fakat annesi Nil'e bırakıp eve geldiğinde şeytan onun kalbine bir vesvese verdi. Şöyle demeye başladı: "Ya Rabbi!.. Keşke onu oraya bırakacağıma yanımda alı koysaydım, askerler onu gelip kesselerdi. Ben de onu kefenleyip, elimle yanı başıma gömseydim". Bunun akabinden Allah onun kalbine şöyle ilham ediyor:

korkma ve hüzne kapılma; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız» diye vahyettik (bildirdik). (28 / KASAS - 7)

Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun da Hâmân da ve askerleri de bir yanılgı içindeydi. (28 / KASAS - 8)

Firavun'un karısı dedi ki: «Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.» Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi. (28 / KASAS - 9)

          Fravunun eşi Asiye validemiz'in cariyeleri Sarayın Nil kıyısında Musa a.s'ı buluyorlar. ve Asiye validemizin kalbine Musa'ya karşı sevgi veriliyor onun öldürülmesini istemiyor. Asiye kimdir? Kur'an'da Tahrim Suresinde cennetle müjdelendiği açıklanan iki kadından birisidir. Biri Hz. Meryem diğeri Asiye validemiz...

Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.  (28 / KASAS - 10)

Ve onun kız kardeşine: «Onu izle,» dedi. Böylece o da, kendileri farkında değilken onu uzaktan gözetledi. (28 / KASAS - 11)

           Rivayete göre bu ablanın ismi Meryem...

Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi:) «Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?» dedi. (28 / KASAS - 12)

           Kurtubi: Musa a.s'ı annesi kucağına alınca hemen emiyor. Fravun bundan şüpheleniyor ve " neden sen sütlüsün?" diye soruyor. Musa'nın annesi de çocukların öldürülmediği yıl bir oğlunun olduğunu onu emzirdiğini söylüyor. Ona ikna oluyor fakat "Neden kimseyi istemezken seni emdi bu çocuk" diyor. Musa'nın annesi de "çünkü ben, çok güzel kokulu sütü tatlı olan bir kadınım. Bana getirilen her çocuğu rahatlıkla emziririm".

Böylelikle, gözünün aydın olması, hüzne kapılmaması ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler. (28 / KASAS - 13)

          Musa a.s'ın annesi Allah emrettiği için oğlunu nehre bıraktı. Kısa bir sıkıntı yaşadı. Tevekkül etti, Allah bu sıkıntısının sonucunda onu yeniden müjdeleyip oğluna kavuşturdu. Kim gerçek anlamda Allah'a tevekkül ederse sonu selamettir. Allah mü'mini zayi etmez...

O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, biz ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz. (28 / KASAS - 14)

          Musa a.s büyüyüp ergenlik çağına erince, bütün peygamberlerde olduğu gibi Fravunun ve Mısır halkının tapınmış olduğu putların yanlış olduğunu fark ediyor. Fravunla arası açılıyor.

(Musa,) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi.

          Tarafından olan İsrailli, düşmandan olan Kiptî. Rivayete göre Kiptî fırıncı ve İsrailli'ye zorla odun taşıttırmak istiyor. İsrailli Musa peygamberden yardım istiyor. Musa a.s da yardım ediyor. Fakat kendi ırkından olduğu için değil. Her peygamberin fıtratında mazluma yardım etme vardır. Kiptî'yi ileri itmek için bir rivayete göre göğsüne diğer bir rivayete göre kafasına yumruk atıyor. Adam bir yumruk ile ölüveriyor.

Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) «Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır» dedi. (28 / KASAS - 15)

Dedi ki: «Rabbim, gerçek şu ki, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla.» Böylece (Allah) onu bağışladı. Hiç şüphe yok O, bağışlayandır, esirgeyendir.(28 / KASAS - 16)

Dedi ki: «Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkârlara destekçi olmayacağım.»(28 / KASAS - 17)

Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. 

          Fravunla arasının açık olması ve bir Kıptî'yi öldürdüğü için saraya gitmiyor.

Derken, bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (kişi, bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: «Sen gerçekten açıkça bir azgınsın.»(28 / KASAS - 18)

          Musa a.s Kıptî'yi yakalamak için hareket edince, İsrailli Musa a.s'ın kendisini azarlamasından dolayı kendisini yakalamak istediğini sanarak "dün birini öldürdün şimdide beni mi öldüreceksin" diye ele veriyor.

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: «Ey Musa, dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.»(28 / KASAS - 19)

           Tefsirde çok güzel bir hadis geçiyor ki, Rasulullah s.a.v;  "Kıyamet gününde bir münadi: Nerede za­limler, nerede zalimlere benzeyenler ve zalimlere yardımcı olanlar, hatta on­lara mürekkep hokkası uzatan yahut onların bir kalemini yontan dahi olsa(ne-rede)? Bunların hepsi demirden bir tabuta topluca konulurlar ve bu tabutta cehenneme atılır." [ed-Deylemî, el-Firdevs, I, 255.]

           Zalime her türlü yandaşlık eden onunla beraber haşr olunacaktır.

Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: «Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim.»(28 / KASAS - 20)

          Ve Musa a.s için Mısır'dan ayrılma vakti geliyor... Devamı gelecek İnşeAllah....

2 yorum:

  1. selamün aleyküümm..
    kayboldum ki birbirinden hoş,birbirinden ulvi paylaşımlarınızın arasında...
    :)
    her zerresi,çok değerli her satırı buram buram nur ile dolup taşan paylaşımlarınızla donatmışsınız sayfanızı.
    yüreğinize sağğlık...
    takipçisiyim bu güzelliklerin bundan böyle.
    eğer arzularsanız,bende sayfamda sizi görmekten mutluluk duyarım..
    gönül dolusu sevgilerimle...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. We Aleykum Selam we Rahmetullaahh.... :)

      Hoş geldiniz, hayırla geldiniz inşeAllah.

      Değerler, güzellikler Rabbimiz'dendir. Hata, kusur ve çirkinlikler de bizdendir. İnşeAllah sayfamın, başta kendim olmak üzere; güzelliklerimizi artırmaya, hata ve kusurlarımızı düzeltmeye teşvik olmasına katkı sağlaması temennim, sizi de bilgi ve tecrübelerinizi aktaracağınız yorumlarınızla her daim beklerim.

      İnşeAllah bende sizin davetinize sık sık icabette bulunacağım bundan sonra.
      Abdullah b. Ömer (r.a)'den rivayet olunduğuna göre, Rasûlullah (sav):"Biriniz bir davete çağrıldığı zaman, hemen ona gitsin" buyurmuştur.(Buharı,nikâh 71; Ahmed b. Hanbel,II,20,22,37)

      Selam, Dua ve Muhabbet ile... :)

      Sil