11 Ocak 2013 Cuma

Siyer-i Nebi Ders Notları - 13 (İsrailoğullarının İnek Boğazlama İmtihanları)


Hani Musa kavmine: «Allah, muhakkak sizin bir inek kesmenizi emrediyor» demişti. Onlar: «Bizi alaya mı alıyorsun?» demişlerdi.
           Rivayetlere göre; İsrailoğullarının ileri gelenlerinden bir adam, cinayet işliyor, bir kişiyi öldürüyor. Katil kendisi Musa a.s'a gelerek "Şurda bir adamın cesedi bulundu. Eğer Peygambersen bu işi ancak sen çözebilirsin, şayet çözemezsen sen peygamber değilsin, sana tabii olmaktan vaz geçeceğiz." Konunun açığa çıkması için Allah azze ve celle, onların inek boğazlamalarını emrediyor. Musa a.s'a "Biz sana katili bul dedik, sen inek kesin diyorsun." Bu sebeble "bizimle alay mı ediyorsun?" diyorlar. Musa as cevaben;

(O da) «Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım» demişti. (2 / BAKARA - 67 )

           Bu âyet-i kerimede Allah'ın dini, Müslümanların dini ve ta'zim edilmesi gereken şeyler ile alay etmenin yasak olduğunun delili vardır. Böyle bir şeyi yapmanın bilgisizlik olduğu, böyle bir işe kalkışanın azap tehdidine müstehâk olduğunu da göstermektedir. Ancak şakalaşmak herhangi bir şe­kilde alay etmek değildir. Nitekim Rasulullah s.a.v de ondan sonraki Raşid Halifeler de şaka yaparlardı.
           İbn Huveyzimendad der ki: Bize ulaştığına göre adamın birisi Ubeydullah b. Hasan'ın -Küfe kadısı olduğu sırada- yanına gelmiş, onunla şakalaşmış. Ona şöyle demiş: "Senin bu cübben koyun yünün­den midir yoksa koç yününden midir?" Adam şöyle demiş: "Ey Hakim, cahil­lik etme." Ubeydullah ona: "Sen şakanın cahillik olduğunu nerede gördün ki?" diye sormuş adam bu sefer ona: Bu âyet-i kerimeyi okumuştur. Bunun üze­rine Ubeydullah ondan yüzçevirmiştir. Çünkü o kimsenin şaka ile alay etme­yi birbirinden ayırdedemeyen bir bilgisiz olduğunu görmüştü. Halbuki bun­lardan herhangi birisinin ötekiyle bir ilgisi yoktur. [ İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 2/155-156.]
         Alay etmek haramdır, şaka ise helaldir. Alay ile şaka arasında ki dozu iyi ayarlamak gerekir. Özellikle Allah'ın diniyle, emirleriyle alay edilmesi hususunda son derece hassas olmalıyız. Bugün ayyuka çıkmış durumdadır. Fakat buda bizlerin yüzündendir. Bir Yahudiyle alay edemezler. Yahudi'nin kepiyle alay edilse herhalde dünya savaşı çıkar. Ama bugün bir Müslümanın Sakalıyla, sarığıyla, Müslüman bir bayanın örtüsüyle gayet rahat alay ediliyor...

         Ve... İsrailoğulları bu emri uygulamak istemedikleri, ineği kesmek istemedikleri için işi zora koşuyorlar. Hani deriz ya " yapmayacaksın madem ne diye ıncığını cıncığını araştırıyorsun?" misali. Halbuki Allah, onlara bir inek boğazlayın demişti. Fakat onlar çok deştikleri için Allah onlara bu işi zorlaştırdı. Zaten temelde ki niyetleri de, bu işi yapmamaktı.

«Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın» demişlerdi. (O da Rabbine yalvardıktan sonra onlara) Demişti ki: «Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir inek olmalı) dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin.»(2 / BAKARA - 68 )

Demişlerdi ki: «Rabbine adımıza (bir daha) yalvar da, bize rengini bildirsin.» O da: «(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatacak sarı bir inektir» demişti.(2 / BAKARA - 69 )

(Onlar yine:) «Rabbine (bir kere daha) adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre (birçok) inek birbirinin benzeridir. İnşaallah (Allah dilerse,) biz doğruya varırız» demişlerdi.(2 / BAKARA - 70 )

          Kurtubi: "Allah dilerse, gerçekten biz hidâyete ereriz" buyruğu ile onlar istisna yapmış oluyorlar. Bu son sorularında, bu şekilde istisna yapmakla (inşaallah demekle) belli bir dönüş ve emre itaat ifadesi vardır. Emre uygun hareket et­mediklerinden dolayı da pişmanlık duyduklarını göstermektedir.
          Rasulullah s.a.v:  "Eğer istisna yapmamış (inşaallah dememiş) olsalardı hiçbir za­man bu ineği bulamayacaklardı." [Süyûtı, ed-Durru'l-Mensûr, I, 189.]diye buyurduğu rivayet edilmiştir.

(Bunun üzerine Musa) Dedi ki «O (Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir.» (O zaman) : «Şimdi gerçeği getirdin dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.(2 / BAKARA - 71)

          Bu ineğin kıssası ile ilgili birtakım rivayetler vardır. Bunların özeti şöyle­dir: İsrailoğullarından bir adamın bir oğlu olur. Bunun da bir düvesi vardır. Bu düvesini bir ormanlığa bırakıp şöyle dua eder: "Allah'ım, ben bu düveyi Sana bu çocuk adına emanet bırakıyorum" der ve bu adam ölür. Küçük ço­cuğun yaşı ilerleyince annesi ona -ki annesine karşı çok iyi davranırdı-: "Se­nin baban senin adına, Allah'a bir düveyi emanet vermişti, git onu al," der. Ço­cuk gider. İnek onu görünce onun yanına gelir. O da bu ineğin boynuzunu yakalar. -Bu inek evcil değildi.- İneği boynuzundan tutup annesine doğru gö­türmeye koyulur. İsrailoğulları onu görür ve bu ineğin kesmekle emrolundukları ineğin niteliklerine sahip olduğunu görürler. Onu satın almak üze­re onunla pazarlık ettiler, çocuk zorda olduklarını anlayınca onlardan oldukça yüksek bir fiyat istedi. Oysa emrolundukları anda hemen bir inek kesselerdi bu kadar meşakkate girmelerine gerek kalmayacaktı.

Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz de bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, sizin gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı. (2 / BAKARA - 72 )

Bunun için de: «Ona (ölü cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun» demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; belki akıllanırsınız. (2 / BAKARA - 73 )

          Emredileni yaptıklarında maktul -ölü- kalkıyor ve katilinin kim olduğunu söylüyor. Anında yeninden ölüyor.

          Musa a.s'ın asası vardı, onunla da vurabilirlerdi. Allah azze ve celle, asa olmadan da istese diriltirdi. Neden Allah azze ve celle bir buzağıya ihtiyaç duydu ki?
         İsrailoğulları buzağıya tapınmışlardı. Allah onlara; bir zaman tapındıkları, Rabb zannettikleri buzağının aslında değersiz olduğunu ispat etmiş oldu. Bir de, şayet kalplerinde hala buzağı sevgisi varsa onu boğazlasınlar diye kestirtiyor.
         Kişinin hayatında ki öncelikleri onun İlah'ıdır...
         Hayatında ki kuralları ne belirniyorsa İlah'ın odur...
         Bahsettiklerimiz; zaaflarımız, anne- babamız, eşlerimiz, çocuklarımız, evimiz vs değildir. Bunlar sorumluluklarımızı oluşturur fakat Allah'ın emrinin önüne geçiyor ise orda sorun vardır.

İsrailoğulları kıssalarından çıkartılan anektodlar;
İSRAİLOĞULLARININ (YAHUDİLERİN) KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ:
1. İsrailoğulları veya Yahudileşme temayülü gösterenler, Allah'a vermiş oldukları ahdi bozarlar.
2. Manevî anlamda kör ve sağır olmak. Vahyi anlamaya çalışmamak.
3. Başka tanrılara (İlahlara) da inanmak ve onları da güçlü görmek.
4. Yalnız Allah'a güvenip ondan korkmamak. Tevekkül eksikliği. Aşağılık duygusu ve korkaklık.
5. Güzel nimetlere nankörlük.
6. Cihat görevinden kaçmak ve ölümden korkmak.
7. Fesat, bozgunculuk çıkartmak.
8. Allah'ın indirdiği ile hükmetmemek.
9. Peygamberleri yalanlamak ve öldürmek.
10. "Gözümüzle görmeden inanmayız" demek.
11. İkrar ettikten hemen sonra inkâr etmek.
12. Kitabı değiştirmek.
13. Hakka batılı karıştırmak.
14. Açıklamaları gerekeni gizlemek.
15. Dünya metâğını, ahirete tercih etmek.
16. İsyankârlık ve aşırı gitmek.
17. Gerekli gördükleri her yalanı söylemek.
Peygamberimiz s.a.v şöyle buyuruyor:
Doğruluk insanı Allah'ı razı edecek iyiliğe götürür. İyilik de İnsanı Cennet e götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah indinde sıddîk=doğru sözlü diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe, Cehennem e götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah ın indinde yalancı diye kaydedilir. (Buharî, Edeb , 69; Müslim, Birr , 102-103)
18. Rüşvet alıp vermek.
19. Faiz yemek.
20. Cimrilik
21. Müsrif olmak.
22. Dünyaya karşı çok hırslı olmak ve aşırı sevmek.
23. Kalbin katılaşması.
24. Dinlerini ve Kitaplarını çıkarları için halka uydurmak.
25. Uyuşukluk, serkeşlik ve tembellik.
26. Sözde durmamak.
27. Sihirle uğraşmak.
28. Ahlâki dejenerasyon.
29. İmanda pazarlık yapmak.
30. Gerçeği bile bile inkâr etmek.
31. Üstünlük taslamak.
32. İkiyüzlülük.
33. Kıskançlık.
34. Cehâlet ve beyinsizlik, düşüncesizlik.
35. Haksızlık ve zulüm.

         Devamı gelecek inşeAllah....

     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder