11 Ocak 2013 Cuma

Siyer-i Nebi Ders Notları - 12 (İsrailoğullarının Cumartesi Yasağını Çiğnemeleri)


         Ve cumartesi yasağını çiğneyenler....       

Andolsun, sizden Cumartesi (günü) haddi aşanları elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: «Aşağılık maymunlar olunuz» dedik. (2 / BAKARA - 65)

Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri (n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk. (7 / A'RÂF - 163)

          Allah, kullarını çeşitli şekillerde imtihan eder. İnsanlardan bir kısmının, ilâhî kanuna itaatten yüz çevirdiğini, küfr ve itaatsizliğe karşı eğilimin daha da arttığını ve bunların sayılarının da çoğaldığını gördüğünde Allah, bu kimselerde çok cazip gelen iğva edici ve saptırıcı şeylere götüren kapıları önlerine açar. Böylece onların, kötü niyetleri açığa çıkar ve sadece gerekli fırsat ve imkân bulamadıklarından bir türlü yapamadıkları bu tip suçları işlerler.

Onlardan bir topluluk: «Allah'ın kendilerini yıkıma uğratmak veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?» dediğinde «Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye» dediler.(7 / A'RÂF - 164)

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kötülükten sakındıranları kurtardık. Zulme sapanları yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakalayıverdik.(7 / A'RÂF - 165)

          Bu olay Musa a.s'dan sonra rivayetlere göre Davut a.s'ın döneminde vukû bulmuştur. Cumartesi günü İsrailoğullarının ibadet günü ve çalışmaları yasak. Bizim Cuma saatimiz de, Cuma Namazı vaktinde alış-verişin haram olduğu gibi. Allah azze ve celle, onları imtihan ediyor ve haftanın diğer günleri balıklar gelmezken, cumartesi günü akın ediyorlardı. Öyle ki, suyun yüzüne çıkıp dalıyorlardı.

          Eşheb'in Malik'ten rivayetine göre o şöy­le demiştir: İbn Rûman'ın anlattığına göre onlardan bir kişi bir ip alır bu ipe kolay çözülür bir düğüm atar ve bunu balığın kuyruğuna atardı. İpin öbür yanında ise bir kazık bulunurdu. Bu şekilde ipini pazar gününe kadar bıra­kırdı. Daha sonra başkaları da bu işi yapanın bir belaya uğramadığını gö­rünce, aynı şeyi yapmaya koyuldular. Nihayet balıkların avlanması işi çoğal­dı ve pazarlara kadar götürülür oldular. Fasıklar da Cumartesi günü açıktan açığa balık yakalamaya koyuldular. Onlardan bir grup kalkıp bu işin yasak olduğunu, vazgeçmeleri gerektiğini söyledi, açıkça bu uyanları yaptı ve on­lardan uzaklaştı. Denildiğine göre onlara bu işten vazgeçmelerini söyleyip yasak olduğunu hatırlatanlar, bu yasağı çiğneyenlere şöyle demiş: "Biz sizin­le birlikte yaşayamayız." Bunun üzerine yaşadıkları kasabayı bir duvarla iki­ye ayırdılar. Günün birinde onlara bu yasağı hatırlatanlar bir gün meclisle­rinde sabah vakti otururlarken yasağı çiğneyenlerden kimsenin dışarı çıkma­dığını görürler ve herhalde bir durum olmalıdır, derler. Duvara çıkıp baktı­lar, onların maymunlara dönüşmüş olduklarını gördüler. Kapıyı açıp onların yanlarına girdiler. Maymuna dönüşmüş olanlar insanlar arasındaki akrabala­rını tanıdılar. Fakat insanlar bu maymunlardan kendilerinin akrabalarının han­gisi olduğunu tanıyamadılar. Maymunlar insanlardan olan akrabalarının ya­nına gelir, elbiselerini koklar ve ağlardı. İnsanlardan olan o maymunun ak­rabası da: "Biz size bu işten vazgeçmenizi söylemedik mi diye sorar," maymun­lar da başlarını evet anlamına sallarlardı. Katade der ki: Genç olanlar, maymun, yaşlı olanları da domuz oldular. Onlardan yalnızca bu yasaklara uy­malarını hatırlatanlar kurtuldu, diğerleri helak oldu.

          Bu konuda alimlerin farklı görüşleri var;
          Selef (önceki) Alimlerinden Mucahid: Suretleri maymunlaşmamış, kalpleri maymunlaşmıştır. Halef (arkadan gelen) alimlerden de bu görüşlerde olanlar var.

          Allah-u Teâla, suretlerini değiştirdiği bir kavmin neslini sürdürmez. Eğer devam etseydi onların çocuklarına haksızlık olurdu.

          Neden maymun ve domuz olmuşlar? Maymunlar uzun süre hangi canlıyla yaşarlarsa onların hareketlerini taklit ederler. Maymunlar fıtrat gereği taklitçi varlıklardır. Kendileri de taklit edip sorgulamadıkları için, onun peşinden gittikleri için... Domuzlar da bilindiği üzere, kıskanma, sakınma hisleri olmayan tek varlıklardır.

          Sanırım bizler değişecek olsak insan suretinde çok az kişi kalır ya da kalır mı?.. Kotamız hep başkaları...

Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: «Aşağılık maymunlar olunuz» dedik.(7 / A'RÂF - 166)

Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonradan gelecek olanlara 'ders verici bir ceza,' takva sahipleri için de bir öğüd kıldık. (2 / BAKARA - 66)

          Bu husus, söz konusu şehirde üç çeşit insan olduğunu gösterir: Birinciler, ilâhî kanun ve düzenlemelere açıkça ve küstahça karşı gelenlerden oluşan grup.
          Bunları, ilâhî kanunlara bizzat karşı gelmeyen, fakat dinî değerlere karşı gösterilen yıkıcı hakeretlere sessiz kalan ve birinci gruba nasihat edenlere de "o kanun tanımızlara herhangi bir nasihatta bulunmanın hiçbir yararı yoktur" diyen insanlar izlemekte.
         Son grup ise, son derece cesaret ve vakar ile şereflenmiş ve ilâhî kanuna açıkça karşı gelmeye hiçbir müsamaha gösteremeyen yukarıdaki iki grubun dışında kalan diğer insanlardır. Bunlar, o kanuna aykırı hareket edenleri belki doğru yola yeniden dönerler diye, veya en azından bu zalimleri uyarmak konusunda üzerlerine düşeni yaptıklarını, Rabb'leri katında gösterebilecekleri bir amelleri olsun diye, onları iyilik yapmaya ve kötü işlerden uzak durmaya çağırırlar. Ve, Allah'ın korkunç belası o şehire geldiğinde bu cezadan kurtarılmış olanlar sadece bu son gruba mensup olanlardı. Kur'an'a göre, bizzat kötülüğün ortadan kaldırılmasına çalışmış oldukları için onlar, gelen bu afetten kurtarıldı.

          Bundan da açıkça anlaşıldığı gibi, Allah'ın kanununa pervasızca karşı gelindiği şehrin, kötülüğe karşı koyanların dışındaki tüm ahalisini O'nun azabı yakalamıştır. Demek ki, bir kimse sadece Allah'ın şeriatına karşı gelmemek ve pasif kalmakla kurtulamaz aksine fazileti hakim kılmak ve fenalığı ortadan kaldırmak için bütün gücünü bizzat ortaya koymalıdır. Bu, Kur'an'ın diğer bölümleri ve hadislerle de desteklenmektedir. Çünkü toplumsal suçlarla ilgili Allah'ın sünneti budur. Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: "(Öyle) bir fitneden sakının ki, o aranızdan yalnız haksızlık edenlere ulaşmakla kalmaz". (Enfal, 25) . Bu ayeti açıklama mahiyetinde Yüce Peygamber (s.a} şöyle der: "Yapabilme ve engel olabilme durumunda olmalarına rağmen, gözleri önünde açıkça işlenen günahlara göz yumdukları ve bunlara hiçbir hoşnutsuzluk tepkisi göstermedikleri sürece, günahkârların günahı yüzünden Allah bütün bir toplumu cezalandırır. İnsan topluluğu böyle bir duruma düştüğü zaman Allah, suçlularla beraber bunlara göz yumarak, müsamaha gösterenleri de aynı muameleye tabi tutar."

           Devamında İsrailoğullarının, inek boğazlamarı ile olan imtihanlarını işleyeceğiz inşeaAllah...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder