22 Ocak 2013 Salı

Mevlid Kandili mi, Kutlu Doğum mu? Ülkemin Bitmez İkilemlerinden Biri...


          Rebiulevvel ayındayız. 12. gecesi, Resulullah s.a.v. doğduğu rivayet edilen aydır. Allahu Alem olabilir.
          Mevlit Kandili'nde Rasulullah s.a.v.'in doğumu kutlanıyorsa, Kutlu Doğum Haftası'yla tarihleri niye farklı?
         İlginç bir durum vardır ki ülkemizde; Hicri Takvime göre Rebiülevvel ayının 12. günü Miladi Takvimde 571 yılında 20 Nisan'a denk geliyor ve 20 Nisan'ı içine alan hafta ise Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanıyor. Yaklaşık 1400 küsür yıldır, sadece bizim ülkemizde ve 1989 yılından beri kutlanıyor. Yani bizim ülkemiz Muhammed s.a.v‘in doğum gününü yılda iki defa kutlamış oluyor.

          Ancak ne sahabeden, ne tabiinden ne de onlardan sonra gelenlerden (seleften) bugünü kutladıklarına dair hiçbir bilgi aktarılmamış, kitaplara kaydedilmemiştir. Sahabe den veya Tabiin den veya Müçtehid imamlardan bu gecenin fazileti ve kutlanması hakkında hiç bir sahih veya zayıf rivayet sabit olmamıştır. Bununla beraber Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem doğduğu  geceyi ne kendisi, ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış değildir. Aksine bu gecenin kutlanmasının ve bu geceye has ibadet yapılmasının oruç tutulması vs. Bid'at olduğu için Sapıklık olduğunu ısrarla anlatıp red eden müçtehid imamların sözlerine karşılık bu Müçtehidlerin ölümünden çok sonraları ortaya çıkan bid'at ehlinin dinde aşırıya giderek kutladıkları, ve bunun gerekli olduğunu söylemeleri sizi aldatmasın.

          Rasulullah s.a.v'i sevmek ve ona değer verip üstün tutmak, onun doğum gününde toplanıp zikretmek veya mevlid okumakla olmaz. Zira Hiç kimse Peygamber'i Hanımlarından, Çocuklarından, Ashabından, özellikle de Hz Aişe, Hz Enes, Hz Ömer, Hz. Ebubekr, Hz. Osman, İbn Mesud'dan, Amr'dan daha çok sevebilecek değildir. Ki bu şahıslar bizlerden dini daha az biliyor da değildi. İmanlarında, bizden daha az samimi veya, daha az akıllı hiç değillerdi.

          Bu gecenin kutlanmasına karşı çıkan ve herkesce malum olanlar İmam ebu Hanife başta olmak üzere, İmam Mohammed, İmam Yusuf, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed , İmam Nesai, İmam İbn Mace, İmam Buhari, İmam Muslim, vs....  imamlardır. Bu Muctehid imamların hepsi de bu konuda şu ve daha birçok benzer cümleler söylemişlerdir;
"Bu geceyi kutlamak Hristiyanlarda vardır. Bizde yoktur". 
"Bu ve benzeri geceleri kutlamak Bid'at tir.  Her türlü Bid'at dalalettir(sapıklıktır)".
"Bu geceyi ihya edenler Fatiha'nın son ayetine Muhalefet etmektedirler."
Hz. Ömer r.a. minberde, Allah Rasûlü s.a.v’den şunu duyduğunu söylemiştir: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” (Buhari, Enbiyâ, 48)

          BİD'AT NEDİR?
          Şer'i anlamı: İslam şeriatında aslı olmayan birşeyi icad etmek demektir. Lügat manası ise; dinde aslı olan birşeyi icad etmek demektir. Her kim İslam'da aslı olmayan yeni birşey ortaya atıp bunun İslam'dan olduğunu iddia ederse yaptığı şey sapıklıktır. İslam dini bu gibi sapıklıklardan uzaktır. Bu yeni şey ister itikadda, ister amelde, ister zahiri ve batıni sözlerde olsun farketmez.
    
        Ömer b. Hattab (r.a) müslümanlara Ramazan da bir tek imam arkasında teravih namazı kılmalarını söylemiş ve evden çıkıp camide onları tek imam arkasında namaz kılarken gördüğü zaman şöyle demiştir: «Eğer bu bid'at ise güzel bir bid'attir.» Burada Ömer b. Hattab (r.a) bid'atin şer'i anlamını değil lügat anlamını kastetmiştir. Çünkü Rasulullah (s.a.v) teravih namazını bir iki gece bazı sahabelerle beraber mescidde kıldı. Sonra Rasulullah (s.a.v) teravih namazının farz kılınmasından ve ümmetine zorluk vermekten korktuğu için cemaatle teravih namazı kılmayı terketti. Rasulullah (s.a.v) vefat edince teravih namazının farz olma ihtimali ortadan kalkmış olur. Ömer b. Hattab (r.a) müslümanların bir kısmının cemaatle bir kısmının ise kendi kendilerine namaz kıldıklarını görünce onları bir tek imam arkasında topladı. Ömer (r.a)'nın teklifinin İslam'da aslı varolduğu için, olmayan bir şeyi kendisi çıkartmadığı için sahabeler bunu topluca kabul ettiler. Bu hadisi Bid'at-ı Hasene'ye (iyi bid'at) örnek gösterirler ki, günümüzdeki kandil gecesi vs gibi bid'atların hepsi sonradan çıkmıştır. Ömer b. Hattab (r.a) gibi aslen Rasulullah'ın uygulamış olduğu ibadetler değildir. (Bid'at-ı Hasene hakkında daha önceki paylaşmış olduğum videoyada bakabilirsiniz...)

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor: «Her bid'at sapıklıktır.» (Buhari, Müslim)
«Her kim bizim emrimize uymayan bir iş yaparsa onun ameli geçersizdir.» (Buhari, Müslim)

         Bu hadisi şeriflerden anlıyoruz ki bütün şer'i anlamdaki bid'atler sapıklıktır. Ne var ki; oruç tutuyoruz namaz kılıyoruz  demeyin. Bazıları bid'at-ı Hasene vardır diye iddia etmektedirler ki, Rasulullah s.a.v. hadisinde bid'atı ayırmamışdır. Bid'at olan herşey sonradan uydurulmuştur, Allah dinini kemale erdirmişken Rasulullah'da bu dini yaşamışken, halen daha ama şunu da eklesek buda güzeldir demek, Biz kötü birşey yapmıyoruz ki, oruç tutuyoruz, namaz kılıyoruz demek ne kadar doğrudur?

         Yani bugün Oruç tutmak sakıncalı mıdır? Evet... Bid'attir, Allah'ın dinine emretmediği yeni ibadetler sokmak, ibadet adına yeni oruçlar çıkartmak bizim haddimize değildir.

         Peki napılabilir? Madem Rasulullah s.a.v'i bu kadar çok seviyorsunuz. Gelin şöyle birşey yapalım;
         Rasulullah s.a.v, her Hicri ayın; Eyyam-ı Biyz adı verilen  13, 14, ve 15. günlerinde tuttuğu oruçlar vardır. Bizde bu oruçları tutalım inşeAllah...

         Bir kişiyi sevmek, kuru kuruya ben seni seviyorum demekle olmaz. İspat ister. Sevdiklerini yapıp sevmediklerinden uzaklaşmakla olur. Peygamberi seven kişi, doğum gününü kutlamak isteyen kişi bir gün göstermelik oruç tutmaz. Peygamberin hayatını, hayat tarzı edinmeye çalışır. Bütün hayatında sünneti uygular. Bütün yıl boyunca yatıp sadece Kandiller de bir günlük ibadet Rasulullah'ı sevmek değildir. Tekrar belirtelim ki ne Rasulullah, ne da ona "Anam babam sana feda olsun Ya Rasulullah" diyen sahabesi doğum gününü hiç kutlamamıştır.

         Bizler Rasulullah'ı örnek almayacak mıydık? İslam'da, iki Bayramımız ve Kadir Gecemiz (ramazanın son on günü aranır!) varken bunlar yetmiyor mu?

         Peki biz biliyoruz da, çevremize nasıl bunu anlatacağız diyorsanız? Her ay 3 gün oruç tutmayı veya pazartesi perşembe günü oruçlarını hatırlatın. Eğer amacımız Rasulullah'a olan sevgimizi belirtmekse, tabi olmaksa buyrun, Rasulullah s.a.v'in yaptığını bizde yapalım diyin. Rebiul evvel ayının 13, 14, 15'inde oruç tutun...

       Abdullah Bin Amr'dan ittifakla şu hadis-i şerifi rivayet ediyorlar: Her aydan 3 gün oruç tutmak, bütün sene oruç tutmak gibidir." (Buhari ve Müslim)

       Ebu Zerr’den ( r.a) şu hadisi rivayet ediyorlar: "Ey Ebu Zerr, her ay üç gün oruç tutarsan, 13,14 ve 15.ci günleri tut." (Beyhaki, Taberani, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Ahmet b. Hanbel, Bezzar, İbn Hibban sahihinde ve diğer hadis kitaplarında, bu konuyla alakalı birçok hadise rastlıyoruz. Mesela: Tirmizi ve Nesei,)

        Yine Hz. Aişe (ra) da, şöyle buyurmaktadır: "Allah Rasulü, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çokça özen gösterirdi." (Tirmizi, Savm,44; Nesai,sıyam, 36; İbn Mace, Sıyam, 42; Ahmed b. Hanbel 6/80.)

        Fakat çocuklarınız da bu Mevlid Kandilini veya diğer kandilleri duyacaklardır. Sorduğun da başınızdan savmayın. Karşınıza alıp anlayacağı bir tarzda anlatın. Bugün Paygamberin doğduğu rivayet edilen bir gün. Bu arada Rasulullah'la ilgili bilgi tazeleyin soru cevap şeklinde. Hayatına dair bilgiler, yaptığı iyilikler, nafile ibadetler vs ve bunların arasında kandillerin bulunmadığını da açıklamış olursunuz inşeAllah. Çocuklara neyi, neden, niçin ve ne sebeple yapmaları gerektiği veya yapmamaları gerektiği konusunda ikna edecek cevaplar verirseniz taklitçi olmayarak düşünceli, gerekçeli, gayeli ve amaçlı davranışlarda bulunabileceklerdir.

        Ayrıca şunu da belirtelim ki; Rebiülevvel Ayının 12. günü olarak veya Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanılan günler Peygamberin değil!, Muhammed'in doğum günüdür. Peygamberin doğumu Ramazan ayı, günlerden 26'yı 27'ye bağlayan gece de , Kadir Gecesi'dir. Vahyin doğuşu, Peygamberin doğuşudur.

        Kur'an insanları ihya etmek, canlandırmak,  diriltmek için inmiştir. Ne Rasulullah'ın doğumu, ne Ramazan, ne de Kadir Gecesi Kur'an'dan bağımsız olduklarında anlamsızdır. Kur'an Muhammed'e indi, Rasul oldu. Kur'an, Kadir Gecesi indi o gece mübarek oldu. Kur'an'dan bağımsız olanın hayatı yoktur. Kur'an'dan bağımsız olan canlı cenazedir. Bir gecede inen Kur'an, indiği geceyi bin aydan daha hayırlı yapıyor ise her an Kur'an üzere yaşayanı ne yapmaz?..

        Allah'ın istediği şekilde doğuşumuz Kur'an'la dır. Peki Kur'an bize nasıl iner?... İndiği zata bakalım...

       Vahyin indiği zat; çocukluğunda çok sevilen, bakımı için yarışılan... Gençliğinde "Emin" olan, güvenilen, kendi içlerinde yetişmiş fakat kendilerinden çok farklı olan biri... Yaşı 35'lere gelince, kendi yaşadığı dönemin kirlerine bulaşmamışsa da dahi arınmaya, kendini dinlemeye çalışan, düşünen biri... Arınmak, düşünmek ve ibadet için ara ara mağaraya çekilen... Tıpkı Ashab-ı Kehf gibi...

        Bizde Rasulullah gibi arınmalıyız... Yaşadığımız şu dönemin kirlerinden, caddelerinin, toplumlarının kirlerinden arınmak için önce bir uzaklaşmalıyız...Yani Vahiy herkese inmez... Önce gönle abdest aldırmalı... Ve OKU! Kur'an'ı, kainatı, insanı... Okuma hususunda mazeret ileri sürme, melek sıkar... Kur'an'dan uzaklaştıkça Allah kulunu daraltır, sıkıntılarla imtihan eder, dön Kur'an'a der.

"Haberiniz olsun; kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur." (13/ RA'D - 28)

        Vel hasılı kelam, Kur'an'a harfiyyen uyduk, Farzları uyguladık, Sünnetleri yaptık, Haramlardan kaçtık, bir Bid'atlarımız eksik kaldı onları da tamamlamaya çalışıyoruz!..

Kur'an  Talebesi

2 yorum:

  1. esselamu aleykum,
    kardeşim o kadar güzel yazmışsın ki Allah senden razı olsun(amin),akıcı,anlaşılır ve net ifadelerle konuyu çok güzel anlatmışsın,inşeAllah bu yazı bir çok insana ulaşır,
    Allah'a emanet ol canım kardeşim,hayırlı geceler,sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. We Aleykum Selam...

      Amin ecmain inşeAllah...

      Ablacım, sorduğun kısmın bir alt paragrafına bakar mısın? Ekleme yaptım inşeAllah şimdi daha anlaşılır olmuştur.

      Sende Allah'a emanetsin Ablacım...
      Selam, Dua ve Muhabbet ile...

      Sil