27 Aralık 2012 Perşembe

Siyer-i Nebi Ders Notları - 4 (Yusuf Aleyhisselam)


        YUSUF Aleyhisselam:

        İbrahim a.s'dan sonra Yusuf a.s ile devam ediyoruz inşeAllah....

       Kur'an'ı Kerim de 25 peygamberin kıssası anlatılır fakat bir kaç surede parça parça anlatılırken, tek bir surede kıssası anlatılan, ismi de sureye verilen ve kısası bir defa da inen tek peygamber Yusuf a.s'dır. Ahsen'ül Gasas (güzel bir kıssa) adı ile adlandırılmış, Rasulullah s.a.v'e Mekke'de tek bir seferde indirilmiş bir suredir. 
        
       Niçin güzel kıssa diye adlandırılır? Tefsirler de buna cevaben farklı yorumlar bulunmaktadır. Fakat en kuvvetli-sağlam olan görüşe göre, "Allah azze ve celle şunu murad etmiştir: Bizim anlattığımız her kıssa zaten güzeldir. Peygamberlerin hepsinde güzel örnekler vardır fakat Yusuf a.s'da bir çok örnek vardır."
       
       Mesela İbrahim a.s'da: Tevhid, Tevekkül, Teslimiyyet ve Dua görmüştük.

       Yusuf a.s'da ise; kardeşlerle imtihan, yasak aşk, iftira, dedikodu, hapis hayatı, rüya, devlet yönetimi... Çok yönlü, farklı olaylar göreceğiz inşeAllah...

       Yusuf suresi Mekki bir suredir, inme sebebine dair birkaç rivayet bulunmaktadır;
Bir rivayete göre, Yahudiler Mekke Müşriklerini kışkırtmak amaçlı diyorlar ki: "Gidin sorun aranızdan çıkan peygambere, İsrailoğulları Mısır'a neden gittiler?" buna cevaben Yusuf suresi inmiştir.

       İsrail: İbranîce bir kelime olarak, Yakub a.s'ın lakabıdır. Manası; Allah'ın halis kulu demektir. Yakub a.s'ın soyundan gelenlere de İsrailoğulları - Yakub'un oğulları denilmektedir.

       Diğer bir rivayete göre de, müslümanlar çok zor ve sıkıntılı bir dönem içerisindeyken Rasulullah'a gelip: "Ey Allah'ın Rasulu bize bir peygamberin kıssasını anlatır mısın?" diye talepte bulunmaları üzerine Yusuf Suresi inmiştir. Allah-u Alem (doğrusunu Allah bilir)...

       Bu kıssa da, dolaylı olarak Rasulullah s.a.v ve ashabına sabrettikleri taktirde Yusuf a.s'ın kavuştuğu müjdeler gibi müjdelere kavuşacaklarını anlatmaktadır. Bir nevi teselli ediyor Mevla...

       YUSUF A.S
       İlk dersin notunda İbrahim a.s'ın zürriyetini tablo şeklinde sıralamıştık. Yusuf a.s babası Yakub a.s, onun babası İshak a.s, onun babası İbrahim a.s'dır. İbrahim a.s'ı zürriyet tablosunda birinci kuşak saydığımızda Yusuf a.s dördüncü kuşak peygamber gelmiştir. Dört kuşaktır peygamber gelen bir soya sahiptir.
Yakub a.s, babası İshak a.s'ın yurdu olan Kenan bölgesinde ikamet etmektedir. Yakub a.s'ın iki eşi var. 
Yusuf a.s'ın annesi olan hanımının ismi, Rahil'dir. 

       Kurtubi de: Yakub a.s'ın iki kız kardeşi nikahladığı, rivayet edilmektedir.

       Yakub a.s'ın ilk eşinden on oğlu oluyor. Rahil'den de iki oğlu oluyor; biri Yusuf, diğeri Bunyamin...Yusuf a.s hakkında ön bilgiden sonra hayatını ayetlerden öğrenmeye devam edelim inşeaAllah...
***

Biz; sana, bu Kur'an'ı vahyetmekle; kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki sen, daha önce bundan habersizdin. (12 / YÛSUF - 3 )

       Burada bir parantez açarak; (Peygamberler, geçmişi veya geleceği Allah bildirmediği sürece bilemezler!..) hakikatini belirtelim...

       Yusuf a.s ufak bir çocuk iken ( rivayetlere göre; 7 - 8 - 9 veya 10 yaşlarında iken), bir gece rüya görüyor;

Hani Yusuf babasına demişti ki: Babacığım, rüyamda on bir yıldızla, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana secde etmektedirler. (12 / YÛSUF -4 )

       Rüyadan ilk İbrahim a.s'da bahsetmemiştik.Kısaca rüyaya değinelim.
Rüya:Uyku sırasında aynen uyanıkmış gibi çeşitli olayların yaşanması hali, düş.
Rüya üç çeşittir:
1. Sadık, doğru rüyalar. Allah tarafından bir müjde olabilen bir rüya. Buna rahmanî rüya denir. 
2. Bilinç altı. Kişinin uyanık iken önem verip kalben meşgul olduğu bir şeyle ilgili olarak gördüğü rüya. 
3. Şeytan tarafından korkutulan kişinin gördüğü rüya. Buna şeytanî rüya adı verilir.
       Müslüman gördüğü iyi bir rüyadan ötürü uyanınca Allah'a hamdeder. Kötü bir rüya gördüğünde de; "Allah'ım, bu rüyanın şerrinden ve rahmetinden uzak kalmış olan şeytanın şerrinden sana sığınırım." şeklinde, rüyanın hayra dönüşmesi için dua eder.
       
       Rüya konusunda şu hususlar daima gözönünde bulundurulmalıdır;
*Doğru rüya görmek sadece mü'minlere mahsus değildir. Müslüman olmayanlar da görebilirler. Mısır hükümdarı ve zindandaki iki kişinin gördüğü rüyalar gibi.
*Herkes aynı özellik ve nitelikte değildir. Doğru rüya nadir hallerde görülür.
*Görülen rüyaları esas alarak hayata nizam ve intizam vermeye kalkışmak yanlıştır. Zira rüyaların doğruluğunu ölçmek ve tesbit etmek mümkün değildir.

(Yakub) Dedi ki: Oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır. (12 / YÛSUF - 5 )

       On kardeş bir anneden, iki kardeş bir anneden. Yakub a.s bu en küçük iki kardeşe özel ilgi gösterdiği için diğer on kardeş biraz bunları kıskanıyor, hased, kardeş çekememezliği... 

       Kurtubi de:" Yakub a.s'ın, Yusuf a.s'ın hal ve hareketlerinden  peygamberliği kendisine bırakacağını anlamasından ötürü ona özel ihtimam gösteriyordu. Bunyamin'i de en küçük olduğu için babalık şefkati ile seviyordu" şeklinde rivayet edilmektedir. Fakat diğer on kardeş  bundan habersiz olarak ve şeytanında vesveseleri ile içlerinde Yusuf a.s'a karşı kin beslediler. Günümüzde ana-baba bir kardeşlerden öte bu durumu Müslüman Kardeşler arasında da bol miktarda görmekteyiz...

Rabbın seni böylece beğenip seçecek, sana rüyaların yorumlanmasına dair bilgi verecek ve daha önce ataların İbrahim'e ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Ya'kup hanedanına da tamamlayacaktır. Şübhesiz ki Rabbin her şey'i bilendir, tam hüküm ve hikmet saahibidir. (12 / YÛSUF - 6 )

Andolsun ki; Yusuf'da ve kardeşlerinde, soranlar için nice ayetler vardır. (12 / YÛSUF - 7 )

Hani demişlerdi ki: Biz, güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yusuf ve kardeşi, babamızın yanında daha sevgilidirler. Doğrusu babamız apaçık bir sapıklık içindedir. (12 / YÛSUF - 8 )

(İçlerinden biri:) "Yusuf'u öldürün" dedi, "yahut o'nu (uzak) bir yere götürüp bırakın ki böylece babanız sevgi ve alakasıyla yalnızca size kalsın ve siz de bundan sonra (artık tevbe edip)  salihler topluluğu olursunuz. (12 / YÛSUF - 9 )

İçlerinden bir sözcü dedi ki: Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın da yolculardan bir onu bulup alsın, eğer yapacaksanız. (12 / YÛSUF - 10 )

Tıpkı Azer'in İbrahim a.s'ı saklaması gibi, Allah korumak isterse kalbe ilham ediyor.
Yusuf a.s'ı almak için babalarına gidiyorlar:

Dediler ki: Ey babamız; sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun? Halbuki biz, onun iyiliğini istemekteyiz. (12 / YÛSUF - 11)

Ayetten anlaşılıyor ki, Yusuf a.s'ı bir kaç kez daha istemişler ama Yakub a.s güvenmediği için vermemiş Yusuf'u.

«Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de bol bol yesin, oynasın. Şübhesiz biz onun koruyucularıyız». (12 / YÛSUF - 12)

(Yakub)Dedi ki: Onu götürmeniz doğrusu beni tasaya düşürüyor. Siz, ondan habersizken onu kurdun yemesinden korkuyorum. (12 / YÛSUF - 13)

Tefsir de çok güzel bir detaydan bahsediliyor: Yakub a.s, direk olarak çocuklarına ithamda bulunup "Siz, onu öldürürsünüz" demeyip nazik bir şekilde : "size güveniyorum ama hani olurda başına başka bir iş gelir." diyor... Hatalarını yüzlerine vurmadan eğitme metodundaki uslubu ne kadar harika. Bazı anne-babaların da kullandıkları: "Sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum" gibi...

Dediler ki: Biz bir toplulukken onu kurt yerse; bu takdirde biz, muhakkak hüsrana uğrayanlardan oluruz. (12 / YÛSUF - 14)

Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: «Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin». (12 / YÛSUF - 15)

       Yusuf a.s'ın gömleğini alıp kana buluyorlar.

Akşam üstü ağlaya ağlaya babalarına geldiler. (12 / YÛSUF - 16)

Dediler ki: Ey babamız; gerçekten biz gitmiştik ki yarış yapalım. Yusuf'u da eşyaların yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen, bize inanacak değilsin.(12 / YÛSUF - 17)

       Onlar sahte bir kan ile gömleğini getirdiler. 

       Taberi Tefsirin de: Yakub a.s gömleği alınca üzülüyor, ağlıyor ve "bu ne kadar merhametli bir kurtmuş ki, oğlumu yemiş ama gömleğini yırtmamış." SübhanAllah... Onu düşünememişler.

 "Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzelce bir sabır gerekir. Sizin şu anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak, Allah'tır. (12 / YÛSUF - 18)

Öteden bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi; vardı, kovasını saldı ve: «A, müjde, bu bir erkek çocuk!» dedi. Onu tutup bir ticaret malı olarak gizlediler. Allah ise, ne yapacaklarını biliyordu. (12 / YÛSUF - 19)

Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler. (12 / YÛSUF - 20)

Onu satın alan Mısırlı [Aziz], karısına dedi ki: Ona güzel bak, olur ki bize faydası dokunur veya onu evlad ediniriz. 

       Aziz, Mısır yönetiminde bakan niteliğinde bir rütbeye sahip kişilere denilmektedir. Karısının ismi hakkında iki rivayet var; Zuleyha veya Zeliha.

İşte böylece Yusuf'u Biz oraya yerleştirdik. Ve ona rüyaların yorumunu öğrettik. Ve Allah; emrinde galibdir. Fakat insanların çoğu bilmezler. (12 / YÛSUF - 21)

       Her kesin bir hesabı var... Yakub a.s'ın bir hesabı vardı, Yusuf'u kardeşlerinden korumaya çalıştı olmadı... Kardeşi bir hesab yaptı, Yusuf a.s'dan kurtulmak için şimdilik olmuş gibi ama oda olmayacak... Onu bulan kervan, sattılar ayrı bir hesap yaptılar... Aziz'in bir hasabı vardı onu aldı evlat edineyim... Oysa ki Allah'ın, Yusuf a.s hakkında bambaşka bir hesabı var!.. Yusuf a.s, bu Aziz'in yanında devleti yönetme, idare ve ülke işlerini öğreniyor. Hükümdarlığa hazırlıyor Mevla onu...

O, tam erginlik çağına girince kendisine hüküm ve ilim verdik, işte iyi hareket eden insanları biz böyle mükâfatlandırırız.(12 / YÛSUF - 22)


       Hüküm'den maksat: Ülke yönetimini öğretilmesi. İlim'den maksat: peygamberliğin yanı dıra rüya yorumu verilmesi.

Ve o evinde kaldığı (hanım), onun nefsinden murâd almak istedi de kapıları iyice kilitledi ve: 'Haydi gel!' dedi. (Yûsuf) dedi ki: 'Allah’a sığınırım! Şübhesiz ki o (kocan), benim efendimdir; benim mevkiimi (hep) güzel tuttu. Şu muhakkak ki, zâlimler kurtuluşa ermezler.' (12 / YÛSUF - 23)

       Bu konu hakkındaki bazı yorumlar  yanlıştır.
       "Yusuf a.s, aslında Zuleyha'yı seviyordu. Zuleyha'ya meyledecekti ama Aziz'e olan minnettarlığı ona, buna engelledi."

       Bir önceki ayette: Allah, ona peygamberliği verdiğini belirtiyor. İlk derste ki peygamberlerin sıfatlarında İsmet; günahlardan arınmış olma vasıfları vardır. Yusuf a.s'ın sözüne baktığımızda da, ilk olarak;  "Allah'a sığınırım"diyor. Arkasından da Züleyha'yı ikna için; "Senin kocan benim efendimdir, beni aldı büyüttü besledi." diyor. Yani asla yapmayacağım bir iş olmakla beraber, senin eşine de ihanet etmem diyor.

Buna rağmen gerçekten (kadın) ona meyletmişti. Rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı. (12 / YÛSUF - 24)

       Peygamberlik kendisine verilmemiş olsaydı. Yusuf a.s bir peygamber olmasaydı, ismet sıfatına sahip olmasaydı Zuleyha'ya meylederdi. Çünkü bir erkek için büyük imtihanlardan biri; Güzel ve kudretli bir kadının onu zinaya çağırmasıdır. Biz bunu başka nerden öğreniyoruz? Allah'ın, arşının gölgesi altında gölgelenecek yedi genci sayıyor bize Rasulullah. Bunlardan biri, zinayı yapmaya gücü yettiği halde, çok güzel ve zengin bir kadın zinaya çağırdığı halde, bütün ortamda buna musait olduğu halde sadece Allah'tan korktuğu için bu kadının teklifini reddeden gençtir.

       Ebû Hüreyre (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır:
1. Adil devlet başkanı,
2. Rabb'ine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serilip büyüyen genç,
3. Kalbi mescitlere bağlı olan,
4. Birbirini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmalarıda Allah için olan iki insan,
5. Güzel ve mevkî sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
6. Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
7. Tenhada Alah'ı anıp göz yaşı döken kişi. " [Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91 ; Tirmizî 53; Nesaî, Kudat 2]

       Bazı kesimler Yusuf a.s ile Zuleyha'nın aşkını konu ederler. Yusuf a.s'ında Zuleyha'ya aşık olduğunu, bu olayların bitiminde Zuleyha'nın gençleştiği, Yusuf a.s ile evlendiği gibi rivayetler vardır. Kur'an'a ve sunnete dayanmayan ki hiç bir peygamber zinaya meyleden bir kadını nikahlamaz.

       Mevdudî bu konuda şöyle demekte; "Yahudiliğe özenen kendini Yahudi gibi zanneden bazı Müslümanlar, tıpkı Yahudilerin yaptığı gibi peygamberlere basit kişilikler yüklerler. Buda Yusuf a.s basite indirgemenin bir yöntemidir. Bugünkü değiştirilmiş Tevratta bile yazmaz bu konu..."

İkisi de kapıya koştular. Kadın, onun gömleğini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında efendisine rast geldi. Kadın dedi ki: Ailene kötülük etmek isteyenin cezası; zindana atılmaktan veya acıklı bir azabdan başka ne olabilir? (12 / YÛSUF - 25)

(Yusuf): «O, kendisi, dedi, benim nefsimden murad almak istedi». 

Yusuf a.s'ı evlatlık alan Aziz, Yusuf a.s çok seviyor ve aynı zaman bu Aziz adaletli ve iyi bir kişiliğe sahip. Olaya bakınca aslında Yusuf'un haklı olduğunu anlıyor. Fakat kadınında yakınlarından güvenilir bir şahit çağırıyor. Kendi ailesinden çağırmıyor, olur ki Zuleyha'nın aleyhine de şahitlik yapabilir.

Onun (kadının) yakınlarından biri şâhid de şehâdet etdi ki: «Eğer gömleği önünden yırtıldıysa (kadın) doğru söylemişdir, bu ise yalancılardandır». (12 / YÛSUF - 26)

Yok, eğer Yusuf'un gömleği arka tarafından yırtılmış ise, kadın yalan söylüyor ve Yusuf'un dediği doğrudur.(12 / YÛSUF - 27)

Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce; (kadının kocası) dedi ki: Doğrusu bu, sizin tuzağınızdandır, siz kadınların tuzağı büyüktür. (12 / YÛSUF - 28)

       Fakat bu işin gerçekleştiği kişi, ülkenin aristokratlarından ve böyle bir olayın açığa çıkması ülkenin itibarlı, şerefli kişisi açısından yüz kızartıcı bir olay. Bunun için, Aziz:

Yusuf; sen bundan vazgeç. Ey kadın; sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen, gerçekten suçlulardan oldun.(12 / YÛSUF - 29)

       Bu olay bize ilk önce kadın ile erkek arasındaki haram olan noktanın, birbirine nikah düşen bir kadın ve bir erkeğin, bir ortamda yalnız kalmalarının sonucunun kötüye gidebileceğini gösteriyor.

       Aziz'in tutumuda bize şunu öğretiyor ki; benzeri olay ve durumlarda şahitlik çok önemlidir. Şayet kişi kendi başına bir karara hükmedemiyorsa, dışarıdan güvenilir-adaletli üçüncü veya dördüncü bir  kişiyi çağırıp onun fikrini almalıdır. Bir olayla imtihan olunursunuz, bir olayı yaşarsınız fakat siz olayın içinde olduğunuz için olaya geniş açıdan bakma imkanınız yoktur. Adil bir hakemin , hükmüne baş vurmak işe yarayabilir.

       Bir başka konu da, kişi ne kadar suçsuz olursa olsun, alt tabakadansa hüküm üst tabakadakinin lehine çalışmaktadır...

       Bu olayın birinci aşamasıydı. Zuleyha tuzak kuruyor işlemiyor ve olayın üzeri kapatılıyor... Fakat aradan biraz zaman geçiyor ve bu olay Mısır sosyetesinin arasında dedikodu olarak yayılmaya başlıyor. Zuleyha'nın kölesi, evlatlığı Yusuf'a meylettiği, onu zinaya zorladığı Mısır'ın ileri gelen kadınları arasında duyuluyor. Başlıyorlar Zuleyha hakkında ileri geri konuşmaya.

Şehirdeki bir kısım kadınlar: «Azîzin karısı, delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş. Sevgisi, yüreğinin zarını delip girmiş! Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir sapıklıkdadır» dedi (ler). (12 / YÛSUF - 30)
     
       Zuleyha'da bunun altında kalmamak için durmuyor ve:

Kadın, hemcinslerinin bu kınayıcı dedikodularını duyunca haber salarak onları evine çağırdı, onlar için konforlu sedirler hazırladı, herbirine (meyve soymaları için) bir bıçak verdi ve Yusuf'a «Çık şunların önüne» dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce güzelliği karşısında büyülendiler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. «Allah'ım, sen ne büyüksün! Bu bir insan değil, olsa olsa saygın bir melektir» dediler. (12 / YÛSUF - 31)

       Günahta ısrar etmek, haram da kendisini haklıya çıkarmak.

Kadın dedi ki: İşte beni, onun için ayıpladığınız budur. Onu kendime ram etmek istedim, ama o iffetinden çekindi. 

       Zuleyha ilk itirafını burda yapıyor. İleride bunu hatırayacağız.

Eğer istediğimi yapmazsa; andolsun ki, zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacaktır. (12 / YÛSUF - 32)

       Mısırlı kadınların Zuleyha'ya hiç bir tepki vermediklerinden, Mısırlı kadınların da Zuleyha'nın bu teklifini onayladıklarını ve Yusuf a.s çok yakışıklı olduğu için ona meyledebilir gibi bir durumla, Zuleyha'yı tasvip ettiklerini görüyoruz. Buda bize, Mısırlı kadınların ahlâk yapısını anlatıyor. Yakışıklıysa güzelse birbirlerine meyledebilir ne var ki bunda anlayışı ile zinayı meşru kıldıklarını görüyoruz.. Ama bize yabancı olmayan bir ahlâk yapısı, ilginç ve enteresan gelmemekte. Rabbim bizi muhafaza eylesin... Bir toplum kadınlarından bozulur... Yahudi - Hıristiyan, kapitalist vs düzenleri bir topluma el attığı zaman, ilk önce kadınları ele alırlar. Farkındaysanız kimse demez; bu erkekleri geliştirelim, bu erkekler çok cahil-yobaz, bu adamlar çok geri kalmış, bu adamlar teknolojiyi bilmiyorlar, hiç bu adamlar okula gitmemiş diyen var mı? Hayır!.. Hep bu kadınlar birşeyler öğrensin. Hep bu kadınlar birşeyler yapsın. Niye? Çünkü amaç birşeyler öğretmek değil!.. Kadın bozulursa, toplumda bozulur... Birde biz Müslümanlar anlayabilsek bunu...

       Kadınlar kendi aralarında konuşurken muhtemelen Yusuf a.s, Zuleyha'nın dediklerini duyuyor:

(Yusuf) Dedi ki: «Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Onların kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum.»(12 / YÛSUF - 33) 

Böylece Rabbi, onun duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir. (12 / YÛSUF - 34)

Sonra onlara (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar kaçınılmaz olarak zindana atmak (görüşü) belirdi. (12 / YÛSUF - 35)

 Aziz, Zuleyha'yı zapt edemeyeceğini,  Zuleyha'nın onun şerefini bir gün iki paralık edeceğini anlıyor ve  karısına hükmedemeyince, Yusuf as'ı zindana atmaktan başka çare bulamıyor. Yusuf a.s zulme uğrayarak, suçsuz yere, haksız yere zindana atılmış oluyor. Alt tabadaki, üst tabaka da bulunana kurban edilmiş oldu.

Zindana atılmasında ne hikmetler var bunları göreceğiz inşeAllah...
1. Zindana girmekle, gözü dönmüş kadınların onu harama düşürmelerinden muhafaza edilmiş oldu. Yusuf a.s'ın zinaya karşı zindanı tercih etmesi bize; bir Müslümanın Allah'ın haramını işlektense kendini zindana atılmayı layık görmesini öğretmeli. Bir müslümana zindana düşmek haramı işlemekten daha sevimli gelmelidir. Bunu kavrarsak; Neden bugün şehidlerin can verdiğini, alimlerin ulemaların vs kişilerin neden Allah yolunda can verdiklerini daha iyi anlayabiliriz. Mesela bugün öyle bir topluluk varki, "rahatta yaşamak varken kendinizi niye zulmediyorsunuz" demekteler. Yusuf a.s'ı tanıyan bunu daha iyi kavrayabilecektir.

2. Zulmün odağı olan zindanı, vahyi - Allah'ın indirdiği ayetleri yayma merkezi olarak kullanmıştır. Onun için dir ki, Yusuf a.s'ın akabinde ondan sonra gelen nesillerde zindana giren müslümanlar, hapishanelere; Medrese-i Yusufiyye (Yusuf Okulu) ismini verirler. Yusuf a.s ilk tebliğine zindanda başlamıştır. Zindan ona zahmet değil rahmet haline gelmiştir.

3. Zindan da yapmış olduğu rüya yorumu akabinde -Allah'ın izniyle- Mısır'ın yönetimini eline geçirecektir. Zindana girmesi onun için üstün yolların kapısını aralayan bir ara geçiş haline gelmiştir.

       Genel olarak Yusuf a.s hayatından şunu anlıyoruz ki, hakkımızda neyin şer neyin hayır olabileceğini biz bilemeyiz ancak Allah bilir...

"... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (2 / BAKARA - 216) 

Böylece Yusuf a.s hayatında bambaşka bir dönem başlıyor ve Yusuf a.s zindana giriyor...
Devam edecek İnşeAllah....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder