12 Aralık 2012 Çarşamba

Siyer-i Nebi Ders Notları - 1 (Peygamberlerin Sıfatları ve Getirdikleri Davetin Özellikleri - İbrahim Aleyhisselam)

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ


Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.[ 11 / HÛD - 120 ]


      Peygamberlerin Hayatımıza Yansımaları...
      Ana konumuz son Nebi... Son Peygamber Muhammed Mustafa (sav). Çünkü Onun Ümmetiyiz ve Ona tabiyiz...
      Allah'a tabii olmanın itaat etmenin yolu; son Nebiye itaattir. Peki son Nebiye itaat neye bağlıdır?
      Kişi tanımadığı bir öndere itaat edemez! İtaat eder, ama sadece sureti olarak. Bugün sorsak ki İslam dairesi içinde olduğunu iddia edenlere: "Peygamberi seviyor musun?" diyeceklerdir ki, "nasıl sevmeyiz, aşığız, ölüyoruz bitiyoruz......" Medhiyeler düzenliyenler, Mevlid kandillerin de ağlıyanlar, Peygambere kurban kesenler, Peygambere hatim adayanlar vb. türlü türlü işler var. Oysa ki, Peygamberi sevmek O'na kurban kesmekten geçmez, bunun göstergesi değildir...Çünkü Kur'an'da buyuruyor ki Allahu Teala:

"De ki: «Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.»" (3 / ÂLİ İMRÂN - 31)

      Peki, peygambere tabii olmak nasıl olur? Onun yaşadığı gibi yaşamaya çalışarak, nehyettiğinden elimizden geldiğince kaçmakla olur.
      Peygamber nasıl yaşamış, nasıl bir insanmış bunları öğrenmeliyiz. Hani, gençlerin rol modelleri vardır. Peygamberler de, peygamberimiz de müslümanlar için örnektirler - rol modeldirler. Nedir rol model; örnek aldığı, tabii olduğu, onun gibi olmaya çalıştığı kişidirler.

      Ayeti Kerime'de buyurulmaktadır ki: "Allah ve Rasulü bir şeye hükmettiği zaman; ne mü'min erkekler için ne de mü'min kadınlar için artık işlerinde bir seçme hakkı olamaz. Kim de Allah'a ve Rasulüne isyan ederse; şüphesiz ki apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.." (33 / AHZÂB - 36 )

      Mü'min için peygamber budur.Fakat, son peygamberin hayatına geçmeden evvel Allah Rasulünün: "Ben atam İbrahim'in duası, İsa bin Meryem'in müjdesi, anam Amine'nin rüyasıyım."  sözü üzerine ve peygamberi tanıyacaksak, peygamberi kökeninden tanımak lazımdır. Ve Allah Rasulu sav İbrahim Peygamber'in soyundan geliyor ve İbrahim a.s ile son Nebi arasında çok güçlü kuvvetli bağlar var. İbrahim a.s tevhid mucadelesi ile son Nebi'nin ve O'nun nezdinde  bizim tevhid mucadelemiz için çok büyük bağlantılar, almamız gereken ibret ve dersler bulunmakta. Allah Rasulu'nun soyundan geldiği İbrahim a.s ve O'nun soyundan gelen diğer peygamberlerle devam edip İsa a.s'ın ardından son peygamberi tanıyacağız inşaAllah...

      Öncelikle; Peygamber nedir? Rasul nedir? Nebi nedir?
      Bir binanın temeli atılmadan, üzerine çıkılan katlar bir süre sonra yıkılırlar. Bir konuyu temelden öğrenmek için ilk önce onun sözlük anlamına inmek lazımdır.
      Nebi kelimesi sözlükte: elçi, haber getiren manasındadır. Yalnız çok ilginç; getirdiği haberin önemli, faydalı ve sağlam bir kaynaktan sağlam haber olması gerekir.
Kur'an'da geçtiği anlamda: Allah'tan haber alan ve kullara haber getirme bakımından, Allah ile kul arasında ki elçi manasındadır.
      Rasul: Mesajı yüklenipte götüren anlamındadır. Yani almış olduğu haberi kendi yaşayıp, yaşadığı haberi götüren, aktaran demektir...
       Allah azze ve celle, insanlar arasında bir takım kişileri seçer, onları özel kılar ve onları özel bir görev ile görevlendirir. Bu seçim işini Allah yapar, kul bunu kendi iredesiyle seçemez. Allah azze ve cellenin bu gönderme - seçme işine: irsal adı verilir. Gönderilen elçiye Rasul denir. Rasul'un getirdiği Nebi'lik, Peygamberlik görevine de risalet adı verilir. Bizler Rasul ve Nebi yerine dilimize Farsça'dan girmiş olan Peygamber kelimesini kullanırız. Rasul - Nebi - Peygamber üçüde aynı manaya gelmektedir. Geleneksel tefsir anlayışında; Nebi ile Rasul arasında fark vardır. Nebi: kitap verilmeyen, kendinden bir önceki peygamberin şeriatını yürüten peygamberdir, diye tarif edilir. Rasul ise kendisine kitap verilen, yeni bir şeriat verilen peygamber olarak adlandırılır. Oysa ki Allah azze ve celle: İsmail as hakkında hem Nebi hem de Rasul kelimesini kullanmıştır.

"Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi." (19 / MERYEM - 54 )

      Peygamberler risalet görevini Allah ile insanlar arasında yürüten kimselerdir. Rabbimizin mesajlarını, kurallarını bir plana bağlı olarak yumuşaklıkla ve ürküntüye mahal vermeden yerine ulaştıran kimselerdir.
      Tebliğ; plana bağlı olarak yumuşaklıkla ve ürküntüye mahal vermeden  yapılmalıdır. Tevhidi bilmeyene zekat anlatılmaz... Sivri dille, kibir ve gururla tebliğ yapılmaz...

"Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve daha önce bilmediğiniz birçok şeyi öğreten bir peygamber gönderdik." (2 / BAKARA - 151 )

      Peygamberler apaçık delillerle gelirler, yanlarında ilahi adaletin ölçüsü bulunur. İnsanlara hayatlarını nasıl düzenliyeceklerini, mallarını nasıl harcıyacaklarını, sosyal yaşantılarını nasıl dizayn edeceklerini öğretirler.
Mekke müşrikleri son Nebiyi niçin istemiyorlardı? Yalancı olduğu için mi, kötü bir insan olduğu için mi? Hayır. Bizzat O'na emin diyenler kendileri idi, öldürmek istedikleri adama mallarını emanet eden de yine onlardı... Tek suçu sosyal hayatlarına ve çıkarlarına mudahale etmesi idi.

       Allah'ın peygamberleri arasında hiçbir ayırım yoktur. "Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. «O'nun peygamberleri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz) . Varış ancak Sana'dır» dediler." (2 / BAKARA - 285 )

"Allah, müminlere kendi özlerinden bir peygamber göndermekle onlara karşı lütufta bulundu. Bu peygamber onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretiyor. Oysa onlar daha önce açık bir sapıklık içinde idiler."(3 / ÂLİ İMRÂN - 164 )

"Biz gönderdiğimiz her peygamberi, Allah'ın izni ile, mutlaka kendisine itaat edilsin diye gönderdik." (4 / NİSÂ - 64 )

"Bu peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik ki, bu peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı ileri sürebilecekleri hiçbir bahaneleri kalmasın. Hiç kuşkusuz Allah güçlüdür ve hikmet sahibidir." (4 / NİSÂ - 165)

PEYGAMBERLERİN SIFATLARI:
1.SIDK: Dosdoğrudurlar. Hiçbir peygamber asla yalan söylemez. Bizler öyle bir peygamberin ümmetiyiz ki Muhammed-ül Emin diye isimlendirilmiş... Bu isimde kendisine peygamberlikte önce verilmiştir.

2.EMANET: Bütün peygamberler güvenilirdirler. Yine Rasulullah'dan bir örnekle; hicret için yola çıkmadan önce Ali ra. arkada bırakıp müşriklerin kendisinde olan emanetleri teslim etmesini söylüyor, ki müşrikler bu durumda kendisinin ölüm emrini vermişlerdi... Peki bizler O'nun ümmeti olarak ne kadar eminiz?!..

3.FETANET: Bütün peygamberler kavim ve toplulukları arasındaki en akıllı - en zekileridirler.

4.İSMET: Günahsız olmak. Günah işlemezler ama insan oldukları için küçük hatalar, küçük yanlışlar yaparlar ki bunlara zelle denir. Fakat yaptıkları hatadan hemen dönüp tevbe ederler.

5.TEBLİĞ: Bildirmek. Peygamberler hiçbir şeyi gizlemeden, aleni bir şekilde ne gelmişse O'nu söylerler ve hiçbir şey ilave etmezler. Bugün bir kısım demiyor mu ki: bu ilim peygamberin gizli ilmiydi, bunu ancak bir takım insanlar bilebilir, gerisi bilemez vb. Böyle bir iddia peygamberlerin sıfatına uymamaktadır.

      Her peygamber adaletle hükmeder. Peygamberlerin soyları tertemizdir. Hiçbir peygamber zina soyundan gelmez. Yaratılışları ve suretleri guzeldir. Peygamberlere insanların kendilerinden tiksinecekleri kötü bir hastalık vakıf olmaz... Bütün bu özellikelriyle beraber onlar insandırlar; gülerler ağlarlar, yerler içerler, kıyafetlerini yamar misafirlerine hizmet eder vb...

PEYGAMBERLERİN GETİRDİKLERİ DAVETİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
1.RABBANİLİK: Hiçbir peygamber, düşünüp, taşınıp şöyle bir sistem ortaya koyayım, diyerek işe başlamamıştır ve başlamaz. Her peygamber vahiyle gelir, vahiyle yaşar ve vahiy kesilince de gider.Onlar, bütün varlıklarıyla Rabb’lerine teslim olmuşlardır. O neyi söylemelerini isterse ancak onu ve Rabb’lerinin istediği ölçüde söylerler.

2.TEVHİDE ÇAĞRI: Adem a.s'dan Muhammed a.s'a kadar bütün peygamberlerin hepsi bir tek söze "Lâ ilâhe illalah"a çağırmıştır. Allah'ı birlemeye, Allah'a ortak koştuklarınızı bırakın, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın... hükümde, otoritede, kural koymada, rızık vermede, duayı kabul etmede Allah'ı birlemek tevhiddir.

3.ÜCRET İSTEMEZLER: "...ben sizden herhangi bir ücret istemiş değilim, benim çabamın karşılığını verecek olan sadece Allah'dır..." (10 / YÛNUS - 72 )

4.PEYGAMBERLER KAVİMLERİNİN DİLİYLE GÖNDERİLMİŞTİR: Yani kavimlerinin dilini bilen kişilerdir.

5.GAYELERİ AÇIKTIR: Bütün peygamberler konuşurken, tebliğ ederken kendilerini anlayabilecekleri şekilde konuşurlar. Sade ve açık dille, lafı dolandırmadan, muhatabının anlıyacağı tarz ve uslub ile anlatırlar.

6.İHLAS ve SAMİMİYET: Davalarında son derece samimi ve içtendirler. Misal: İbrahim a.s ateşe atılmayı, oğlunu samimiyetle - teslimiyetle yerine getiriyor.

İBRAHİM Aleyhisselam  
      İbrahim Peygamber, tevhid mucadelesi bakımından, katlandığı zorluklar, başına gelen imtihanlar açısından ulul azm (azm sahibi) diye adlandırılan peygamberlerdendir.

      İbrahim a.s'ın tevhid mucadelesiyle ilgili ayetler Mekke'de Allah Rasulüne muşrikler zulmederken indirilmiş. Ve bununla şu amaç güdülmüştür: Ey Muhammed sabret, atan İbrahim'de bu yollardan geçti.


İBRAHİM a.s'ın ZÜRRİYETİ:
┌─────────────────────────────────┐
                 1.Oğul İsmail a.s (annesi Hâcer)                               2.Oğul İshak a.s (annesi Sâre)

                                        |                                                                                       Yakub a.s

                                        |                                                                              12 oğuldan 11.Yusuf a.s

                                        |                                                              Musa - Harun a.s (eş zamanda Yûşa as)

                                        |                                                                                         Davud a.s

                                        |                                                                                       Suleyman a.s

                                        |                                                                                       Zekeriyya a.s

                                        |                                                                                           Yahya a.s

                                       |                                                                                              İsa a.s

                            Muhammed a.s

İki oğlu var. İki oğlunun soyundan da peygamberler geliyor. İbrahim a.s dua etmiş "....İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti..... " (2 / BAKARA - 124 ) 

“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl....." (2 / BAKARA - 128 ) Rabb'ide duasını kabul etmiştir.


İbrahim a.s Keldanilerin Ur şehrinde doğmuştur. Sümer şehir devletlerinden biri olan Ur Şehri Mezopotomya...

Bu, Ur şehri halkı nasıldı, İbrahim a.s nasıl bir kavme gönderilmişti? devamı gelecek inşeAllah....

2 yorum:

  1. “Hatırla Meryem oğlu İsa şöyle demişti: Ey İsrail oğulları! Haberiniz olsun ki ben size Allah’ın gönderdiği bir Resulüm. Ben, benden önceki Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra gelecek olan Resulün de müjdecisi olarak gönderildim. Unutmayın ki o elçinin adı Ahmed’dir.”(Saf suresi 6.ayet meali)

    tefsirde(Said havva-el esas fit tefsir) yanılmıyorsam bu ayetin tefsirindeydi,
    Peygamberimiz'i(s.a.v)bahsettiğin "Ben atam İbrahim'in duası, anam Amine'nin rüyasıyım" hadisi
    "Ben atam İbrahim'in duası,isanın müjdesiyim"
    şeklinde geçiyordu,sen bu şekilde yazdığına göre Allah-u alem iki şekilde de söylenmiş.
    Allah razı olsun kardeşim,
    kalbi sevgi ve dualarımla...

    YanıtlaSil

  2. Amin... Allah sende razı olsun ablacım...

    İki şekilden ziyade, hadisin tam metninde her ikisi de bulunmakta düzelteyim inşeaAllah. "Ben atam İbrahim'in duası, İsa bin Meryem'in müjdesi, anam Amine'nin rüyasıyım.(Ahmed bin Hanbel - müsnet hadis)" Başka rivayetlerde metin daha farklı:
    Ahmed der ki: Bize Ebu Nadr... Lokman İbn Âmir'den nakletti ki; o, Ebu Emânıe'nin şöyle dediğini işittim, demiştir: Ey Allah'ın peygamberi, senin başlangıçtaki durumun nedir? dedim de O, buyurdu ki: Atam îb-râhîm'in çağrısı, İsa'nın müjdesiyim. Annem kendisinden bir nurun çıkıp Şâm konaklarını aydınlattığını görmüş.

    Selam ve Dua ile...


    YanıtlaSil