28 Kasım 2012 Çarşamba

EZAN ve NAMAZ


EZAN’IN NİTELİĞİ
اَللّهُ اَكْبَرُ   Allâh’u Ekber = “Allah en büyüktür” der. ( 4 defa)
اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ Eşhedu en lâ ilâhe illallah = Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur.(2 defa)
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُلَّهِ Eşhedu enne Muhammeden resulullah = Şehadet ederim ki. Muhammed Allah’ın resulüdür. (2 defa)
حَيَّ عَلىَ الصَّلاةِ Hayye alassalah = Haydi namaza (2 defa)
حَيَّ عَلىَ اْلفَلاَحِ Hayye âlel felah = Haydi kurtuluşa (2 defa)
اَلصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ Esselâtu hayrun minennevm = Namaz uykudan hayırlıdır(Sadece sabah ezanında hayye el felah dedikten sonra 2 defa okunur.)
اَللّهُ اَكْبَرُ   Allâh’u Ekber = “Allah en büyüktür” der( 2 defa)
لاَاِلَهَ اِلاَّ اَللهُ Lâ ilahe illallah = Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. (1 defa)

EZAN DUASI VE MANASI
Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةَ التاَّمَةِ وَالصَّلاَةِ اْلقاَئِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَاْلفَضيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقاَماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ
Allahümme Rabbe hâzihidda' vetittâmmeh vessalâtil kâimeh âti Muhammedenil vesîlete vel fadîlete veb 'ashü makâmem mahmûden illezî ve 'adteh

"Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur." [1]

KAMETİN NİTELİĞİ
Enes (r.a.) şöyle anlattı:
Bilâl'e Ezan lafızlarını ikişer ikişer, kamet lafızlarını da birer birer söylemesi emredildi.[25]

اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُلَّهِ حَيَّ عَلىَ الصَّلاةِ حَيَّ عَلىَ اْلفَلاَحِ قَدْقاَمَتِ الصَّالاَةُ قَدْقاَمَتِ الصَّالاَةُ اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ لاَاِلَهَ اِلاَّ اَللهُُ
“Allahu ekber, Allahu ekber, Eşhedu enla ilahe illallah Eşhedu enne Muhammeden Resulullah, hayye alassalah, hayye alel felah, kad kametissalah: (namaz başladı hazır olun), kad kametissalah, Allahu ekber, Allahu ekber.”

Namaz Neyi Gerçekleştirir?
   Namaz, sürekli Allah'ı anmayı ve O'nunla sürekli ilişki halinde olmayı gerçekleştiren bir ibadettir. Bütün itaatleri ve yüce Allah'a teslim olmayı, O'na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O'na yönelmeyi ifade eder. İnsan nefsini eğitir, ruhu arındırır, kalbi aydınlatır. Bunu da kalbe Allah'ın celal ve azametinin tohumlarını ekerek yapar. Kişiyi tertemiz eder, ahlâkın üstün değerleri ile bezenmesini sağlar.
   Namaz dindarlığın özünü teşkil eden bir ameldir. Bundan dolayı namaz tevhidden sonra bütün peygamberlerin risaletinde arka arkaya kesintisiz bir ibadet olarak emredilegelmiştir. Namaz sayesinde Allah'a ulaşmanın yolları güçlenir, kul namaz ile ilahi yükümlülüklerin zorluklarına karşı manevi bir yardıma sahib olacak şekilde güç ve enerji kazanır.
   Yüce Allah, müslümanlara kendisini layık olduğu şekliyle övsünler, bu yolla emirlerini onlara hatırlatsın, dünya hayatında karşılaşacakları çeşitli zorluk ve belaların yükünü hafifletmek için namazın yardımını alsınlar diye namazı farz kılmıştır.
   Namaz kılmakla insan, Rabbinin huzurunda tam bir saygı ve boyun eğiş haliyle durur. Kalbiyle ma’budunun azametinin farkına varır. Bununla birlikte ma’budun cemal ve celâline karşı sevgi ve korku hisseder. Onun yanındaki hayırları ümit eder, sıkıntılarının giderilmesini arzular, onun çetin azabından korkar.

KUR'AN ÂYETLERİNİ NASIL KIRÂET(OKUMAK) GEREKİR?
Namazda Kur'an'dan bir miktar okumak farzdır.
"Namazda Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun!" (Müzzemmil 20)

Kur'an'ın nasıl okunması gerektiğini, yine Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler gayet açık ve net olarak ortaya koymaktadır:

"Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu tilâvetinin hakkını vererek okurlar." (Bakara 121)
Kur'an; temiz bir kalp ve temiz bir ağızla, saygı ve edep kuralalrı içinde, hakkını vere vere ve anlamını, ahlakını düşünerek okunmalıdır. Tilavetinin hakkını vermek, ayetler üzerinde düşünmeyi, azap ayetleri okunurken Allah'a sığınmayı, müjdelerle ilgili ayetlerde hamdetmeyi, emredilenleri kabul edip yapmaya azmetmeyi, yasaklananları ise haram sayıp yapmamaya söz vermeyi ifade eder.

"Kur'an'ı tam bir tertîl üzere oku!" (Müzzemmil 4)
Tertîl; bir şeyi dosdoğru yapmak, güzel bir şekilde düzenlemek, kusursuz bir biçimde ve açık açık, hakkını vererek manasına gelir.
Bir söz, ne kadar güzel olursa olsun, gereği gibi okunmayınca güzelliği kalmaz. Sesi, her ayetin mana ile ilişkisi gözetilerek ruhi ve manevi bir uyumla, yerine göre şiddet, yerine göre yumuşaklık gösterilerek, manayı duyup bütün benliğinde hissedip yaşacak şekilde okumak.Mesela; rahmet ayetlerinde sesimizi yükselterek ona rağbetimizi, azap ayeti gelince sesimizi alçaltarak O'ndan korktuğumuzu, hislerimizi kırâetimizde göstermeliyiz.

"Bu Kur'an, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler(tedebbür) ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar (tezekkür) diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (Sâd 29)
Kur'an; anlamak, öğrenmek, düşünmek, öğüt ve ibret almak, Allah'ı, O'nun emir ve yasaklarını hatırlamak ve hatırlatmak, imanı ve takvayı artırmak, hidayete ermek, kalp gözünü açmak, huzur ve sükun bulmak için okunur.

Hz.Ali -Allah ondan razı olsun- kırâet hakkında şöyle buyurur:
"Kendisinde anlayış ve idrakin bulunmadığı hiçbir ibadette ve yine kendisinde tedebbürün(düşünmenin) bulunmadığı hiçbir kırâette hayır yoktur!"
anlamak, idrak edip düşünmek, öğüt almak için değil de, dil alışkanlığı ile birşeyler mırıldanmanın da hayrı yoktur.Nitekim Mâûn Suresinde şöyle buyruluyor:
"Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan habersiz ve gafildirler.Onlar gösteriş yaparlar." (Mâûn 4-6)

 NAMAZIN MANASI
Namaza başlamadan önce niyet edildikten sonra
أَعُوذُ بِااللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ Euzubillâhimineşşaytânirracîm = Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  Bismillâhirrahmânirrahîm = Allah’ın adıyla namaz kılmaya başlarım dedikten sonra iftitah tekbiri: Allâh’u Ekber denir.
~ KIYAM ~
Önce ayakta dikilip durur (kıyam) ve ellerimizi yukarı doğru kaldırıp, Allahu ekber (Ancak Allah yüce ve uludur, en büyüktür) deriz. Böylece insan, O (cc) müstesna her şeyi bir tarafa atıp bırakmakta ve O'nun emir ve iradesine tabi duruma geçmektedir. Kulluk ve kölelik bu şekilde tescil edilir. Böylece ayakta duran tüm varlıkların ibadeti de temsil edilir.
- Ayakta durmakla ağaçların, dağların ve sürekli ayakta durarak ibadet eden meleklerin ibadetlerini temsil ediyoruz.

اللّهُ اَكْبَرُ Allâh’u Ekber = “Allah en büyüktür” der.

SUBHANEKE DUASI
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ وَلاَ إلَهَ غَيْرُكَ
SubhânekAllahümme ve bihamdik ve tebâreke'smük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayruk
Allah'ı‎m seni her çeşit noksan s‎fatlardan takdîs ederim, hamdim sanad‎r. Senin ismin mübârek, azametin yücedir, senden başka ilah da yoktur.

Hz. Aie (rad‎yallâhu anhâ) anlat‎yor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza (iftitah tekbiri ile) balay‎nca unu okurdu: "SubhânekAllahümme ve bihamdik ve tebâreke'smük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayruk.
(Allah'‎m seni her çeşit noksan s‎fatlardan takdîs ederim, hamdim sanadı‎r. Senin ismin mübârek, azametin yücedir, senden başka ilah da yoktur)."[2]

FATİHA SURESİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ () الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ () مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ () إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ () اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ () صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِنَ
Elhamdulillâhi Rabbilâlemin. Errahmânirrahîm. Mâliki yev midîn. İyyake na’budu Ve iyyake nestaîn. İhdinassirâtelmustekim. sirâtellezîne En amte Aleyhim ğayrilma’dubi aleyhim ve La êddâllîne

Rahmân Rahîm Allah’ın ismi ile.
Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahîm ve din günü (kıyâmet günü)nün sâhibi olan Allaha mahsûsdur. Yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım isteriz. Bizi doğru yola, kendilerine ni’met verdiklerinin yoluna ilet. Gazâba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.

Fâtiha Suresi hakkında bir hadis-i Kudsîde şöyle buyrulmuştur:
"Namazı kulumla aramda ikiye ayırdım. Bir yarısı Benimdir, diğer yarısı kulumundur. Kuluma istediği verilecektir.
Kul: "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'adır" dediği zaman Allah: "Kulum Bana hamd etti, senada bulundu" der.
Kul: "Allah, Rahmân ve Rahîmdir" deyince, Allah: "kulum Beni övdü" der.
Kul: "Din gününün sahibi, hükümdarıdır" dediği zaman, Allah: "Kulum Beni yüceltti" der.
Kul: "Ancak Sana kulluk/ibâdet eder, yalnızca Senden yardım dileriz" dediği zaman, Allah: "Bu Benimle kulum arasındadır, artık kulum ne isterse verilecektir" der.
Kul: "Bizi doğru yola ilet. Nimet verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazab edilmiş olanların ve sapmışların yoluna değil" dediği zaman Allah: "İşte bu, yalnızca kulum içindir; kulumun isteği yerine gelecektir" der." [3]

~ RUKU ~
İnsan, Allahın şanına yakışan övgüler serdettikten sonra bu yücelik karşısında kendini o derece aciz ve zayıf hisseder ki, bunu ifade için öne egilir (rüku), saygi isareti olarak başını alçaltır ve, Sübhane Rabbiyel-Azim(Büyüklük ve azamet sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim.) der. Mü'min bu haliyle, rükû halindeki tüm canlilarin ibadetini de temsil etmektedir.
Rükuda okunan duanın manası:  سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمْ = Sübhâne Rabbiyel Azîm: Yüce Rabbim,Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim

 İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri rükû edince üç kere "Sübhâne rabbiyel azîm (Büyük Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu, en az miktardır. Secde yapınca da üç kere "Sübhâne Rabbiye'l a'lâ (Ulu Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu da en az miktardır."[4]

~ DUA ~
Sonra yine doğrularak kendisini bu doğru yola ilettiği için Allah'a şükür ve hamdını arz eder. Bir an için Allah'ın yücelik ve büyüklüğü ve kendi hareketinin basitlik ve küçüklüğü karşısında ayakta tefekküre dalıp bundan o derece yılgın ve sarsılmış bir hale gelir.

Rükudan doğrulunca:   سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ  = Semiallâhu limen Hamideh: Allah,kendine hamd edenleri duyar.
رَبَّناَ لَكَ لْحَمْدُ Rabbena lekel hamd: Rabbimiz hamd yalnız sana özgüdür.

حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ  اَلْحَمْدُ ِللهِ  اللّهُ اَكْبَرُ = Allahu ekber, Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi: Allah büyüktür, çok temiz ve mübârek hamdler Allah'adır.

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz kılarken nefes nefese bir adam geldi ve:"Allahu ekber, Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi. (Allah büyüktür, çok temiz ve mübârek hamdler Allah'adır!)" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazı bitirince:"Şu kelimeleri hanginiz söyledi?" diye sordu. Cemaat bir müddet sessiz kaldı, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "(Kim söylediyse çekinmesin, benim desin), Zîra fena bir şey söylemiş değil)" dedi. Bunun üzerine adam:"Ben, ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da:"Ben on iki melek gördüm. Her biri, bu kelimeleri (Allah'ın huzuruna) kendisi yükseltmek için koşuşmuşlardı."[5]

~ SECDE ~
Secdeye kapanır ve alnını, tevazu ve acizliğini tam manasıyla hissederek yere değdirir ve şöyle söyler: Sübhane Rabbiyel-Ala (Büyüklük ve Yücelik sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim).
Secdede iken:   سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْلي   =   Sübhâne Rabbiyel âlâ: Sen bütün noksanlılardan uzaksın Yüce Rabbim (Yüceler yücesi Rabbimin huzurunda ben eğiliyorum ve alnımı yere koyuyorum)

İki secde arasında: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى    Allâhummağfirlî = Allah’ım beni affet

~ TAHIYYAT VE SELAM ~
Bu hareketleri bir dizi tekrar etmesinden sonra kişi kendini, arada hiçbir vasıta veya aracı bulunmaksızın doğrudan doğruya şahsen Allah'ın huzurunda bulur ve ondan yardım talep eder.

TAHİYYAT DUASI
اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَواَتُ وَالطَّيِّبَاتُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِاللهِ الصَّالِحِينَ اَشْهَدُ اَنْ لآاِلَهَ اِلاَّالله وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًعَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
“Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakâtühü. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasülüh.”

“ Saygılar dualar ve temiz şeyler Allah’a aittir. Selam sana da ey peygamber Allah’ın rahmeti ve bereketi de. Selam olsun bize ve Allah’ın Salih kullarına. Tanıklık ederim Allah’tan başka ilah olmadığına ve tanıklık ederim muhammedin onun kulu ve elçisi olduğuna.”[6]

ALLAHUMME SALLİ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ مُحَمَّدٍ * كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ *
Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim.İnneke hamidun mecîd
“Allah’ım ibrahime ve yakınlarına rahmet ettiğin gibi muhammed’e onun evlat ve yakınlarına da rahmet et; muhakkak ki sen övülmeye layık ve şanı yüce olansın.”

ALLAHUMME BARİK
اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى الِ مُحَمَّدٍ * كَمَا بَارَكْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhumme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed.Kemâ barekte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim.İnneke hamidun mecîd
“Allah’ım Muhammedi ve yakınlarını, İbrahimi ve yakınlarını mübârek kıldığın gibi mübârek kıl; şüphe yok ki, övülmüş yalnız sensin, gerçekten şan ve şeref sahibi de sensin.”

RABBENA ATİNA
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِي اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ بِرَحْمَةِكَ يأ اَرْحَمَراَّحِمِينَ
Rabbenâ Âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve ginâ azâbennâr Birahmetike yâ Erhamerrahimîn

“Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru, bize rahmetinle muamele et. Ey merhametlilerin en merhametlisi!”


RABBENA FİRLİ
رَبَّنَا اغْفِرْ لِى وَ لِوَالِدَىَّ وَ لِلْمُؤمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ اْلحِسَابِ
Rabbenâğfirlî  ve li-vâlideyye ve lil-Mü'minine  yevme yekûmu'l hisâb
“ Allah’ım beni bağışla, anne ve babamı, ve bütün mü’minleri hesap gününde bağışla”

السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللهِ = Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah: Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun

KUNUT DUALARI
Peygamberimizin olağan üstü olaylarda ve felaketlerde ikindi, akşam, yatsı namazlarında dördüncü rek’atte ve sabah namazlarında da ikinci rek’atte rükudan doğrulunca zaman zaman kunut duası yaptığına dair rivayetler bulunmaktadır. [7]
Sabah namazında ikinci rekatin rukundan kalkınca kunut duası okumak sünneti müekkededir. [8]
Enes (r.a.) diyor ki: Resulullah (s.a.v.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunuta devam etti. [9]

اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ * وَ نَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْدِيكَ * وَ نُؤْمِنُ بِكَ وَ نَتُوبُ اِلَيْكَ * وَ نَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ ونُثْنِى عَلَيْك اْلخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ * وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ
Allâhumme innâ nesteînuke ve nestağfiruke ve nestehdik Ve nü'minü bike ve netûbu ileyk. Ve netevekkelu aleyke ve nusni aleykel-hayra kullehu neşkuruke ve lâ nekfuruke ve nahleu ve netruku men yefcuruk

Ey Allah’ım! Biz senden yardım dileriz. Sana istiğfar ederiz. Senden hidâyet isteriz. Sana îmân ederiz. Sana tevbe ve sana tevekkül ederiz. Bütün hayrlarla seni överiz. Sana (ni’metlerine) şükreder, küfrân-ı ni’met etmeyiz. Sana karşı fısk ve fücur edeni atar ve terk ederiz.

اَللَّهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ لَكَ نُصَلِّى وَ نَسْجُدُ * وَ اِلَيْكَ نَسعْىَ وَ نَحْفِدُ * نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَ نَخْشَى عَذَابَكَ * اِنَّ عَذَابَكَ بِاْلكُفَّارِ مُلْحِقٌ *
Allâhumme iyyâke na'budu ve leke nusalli ve nescudu ve ileyke nes'a ve nahfidu nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilkuffâri mulhik

Ey Allahım! Ancak sana ibâdet eder, namâz kılar, secde eder, sana koşar ve iltica ederiz. Rahmetini recâ (ümîd) eyler ve azâbından korkarız. Çünkü senin azâbın gerçeği örten kâfirlere mutlaka ulaşır.

NAMAZIN SONUNDAKİ DUALARIN MANASI
اللَّهُمَّ أنْتَ السَّلاَمُ، وَمِنْكَ السَّلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الجَللِ وَاْلإِكْرَامِ
Allahümme ente'sselâm  ve minke'sselâm  tebârekte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm
Allah’ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin.

Hz. Sevbân (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) selam verip (namazdan çıkınca) üç kere istiğfarda bulunup: "Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte ve teâleyte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm. (Allah’ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)" derdi."[10]

AYETEL KURSİ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Allahu lâ ilâhe illâ hüvel hayyül  kayyûm Lâ te’huzuhû sinetun ve lâ nevm Lehû mâ fis-semâvâti  vemâ fil erd Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehum velâ yuhîtûne bişey’in  min ilmihî  illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard Velâ yeûduhu hifzuhumâ ve huvel aliyyul azîm

“Allah. O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde de, yerde de ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve, arkalarındakini bilir. Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç bir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.” Bakara 255

Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim her namazdan sonra otuz üç defa subhanallah, otuz üç defa Elhamdulillah ve otuz üç defa Allâhu ekber der ve
لاَ إِلهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَليَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh lehul mulku ve lehul hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr.”
“Allah’tan başka ilah yoktur, ortağı yoktur. mülk onundur hamd de onun hakkıdır. O her şeye kadirdir.” derse günahları denizin köpüğü kadar da olsa affolunur.” [11]
        33 defa سُبْحَانَ اللهِ   Subhanallah = Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederim.
        33 defa أَلحَمْدُ لِلَّهْ  Elhamdulillah = Allah’a hamd olsun.
        33 defa الله ُ أَكْبرُ  Allâhu ekber = Allah en büyüktür.
Hz. Ebû Bekri's-Sıddîk'in âzadlısı Yüseyre (radıyallâhu anhümâ) -ki ilk muhâcirlerden idi- anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize dedi ki: "Size tesbih, tehlil, takdis, tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunları parmaklarla sayın. Zîra parmaklar (Kıyamet günü nelerde kullanıldıklarından) suale mâruz kalacaklar ve konuşturulacaklardır."[12]
Muaz (r.a.) diyor ki: Rasulullah (s.a.v.) elimden tuttu, ya Muaz Allah’a yemin ederim ki, seni çok seviyorum! Her namazın ardından:
اللَّهُمَّ أَعِنّيِ عَليَ ذِكْرِكَ وَ شُكْرِكَ وَحُسْنِ عِباَدَتِكَ
Allâhumme einnî alâ zikrike ve şukrike ve husni ibâdetik
“Allah’ım zikrine, şükrüne ve sana güzel ibadete karşı bana yardım eyle.” demeyi bırakma dedi.[13]

ÂMENTU

آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلَئِكَتِهِ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ مِنَ اللهِ تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ * اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ * وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ *
Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'süba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü

“Ben Allah’a meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, ölümden sonra dirilmeye iman ettim, şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şahadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür.” [14]
 ---------------------------------------------
[1] Buhârî, Ezân 8, Tefsîru sûre(17), 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 37; Tirmizî, Mevâkît 43; Nesâî, Ezân 38; İbni Mâce, Ezân
[2] [Tirmîzî, Salat 179, (243); Ebû Dâvud, Salat 122, (776); İbnu Mâce, İkâmeti's-Salat 1, (804).]
[3] [İbn Mâce, Hadis no: 1894]
[4] [Ebû Dâvud, Salât 154, (886); Tirmizî, Salât 194, (261).]
[5] [Müslim, Mesâcid 149, (600); Ebû Dâvud, Salât 121, (763): Nesâî, İftitâh 19, (2, 132, 133).]
[6] Buhari Salat,831; Müslim Salat 402
[7] Buhari, Ebu Davud , Müslim İbni Kayyım el- Cevziyye’nin Zâdu’l Mead s.176-177
[8] Tek başına namazı açıktan okuyorsa kunutu açıktan gizli okuyorsa kunutu gizli okur. Eğer imama uymuşsa imam da açıktan okuyorsa dualara amin der. Eğer imam açıktan okumuyorsa imama uyan kendisi gizli okur. İmam Nevevi Ekkar Namaz duaları s.112
[9] Ahmed bin Hanbel, Müsned 3/162 Darakutni, 2/39
[10] [Müslim, Mesâcid 135, (591); Tirmizî, Salât 224, (300); Ebû Dâvud, Salât 360 (1513); Nesâî, Sehv 80, (3, 68).]
[11] Müslim, Mesacid,597
[12] [Tirmizî, Daavât 131, (3577); Ebû Dâvud, Salât 359, (1501).]
[13] Ebu Davud, Salat, 1522 Nesei, sehv, 3/53
[14] Cebrâîl (a.s.), Hz. Peygamber'in yanında ashabdan bir kısmının bulunduğu bir zamanda insan kılığında gelmiş ve Hz. Peygamber'in dizinin dibine oturarak İslâm, iman, ihsan ve kıyamet hakkında bilgi edinmek ve bunları ashaba öğretmek istemiştir. İmanla ilgili soruya Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir:
"İman, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, bir de hayrı ve şerri ile kadere inanmandır."
Cebrâîl de:
"Doğru söyledin" diye tasdik etmiştir.
(Buhârî, İmân, 37; Müslim, İmân, 1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; Tirmizî, İmân, 4; İbn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 51...)

www.rahmet.org

2 yorum:

  1. esselamu aleykum kardeşim,
    sayfan sahih kaynaklarla beslenmiş faydalı bir kitap niteliğinde,Rabbim istifade edenlerden olabilmeyi nasip etsin(amin),
    inşaAllah bu yorumu gönderebilirim,daha önceleri ya yazamadım,ya da gönderememiştim,
    en Emin'e emanetsin...

    YanıtlaSil
  2. we aleykumselam ablacım...
    Amin inşeAllah. Senin sayfan kadar olmasa da kendi derslerimi paylaşmaya çalışıyorum fırsat oldukça.Netim limitli olduğundan sayfana bakiyorum ama yorum yazamiyorum, sende kusura bakma inseAllah... Sessiz takipçilerindenim...

    Sende en Emin'e emanetsin ablacim...
    Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil