5 Ağustos 2011 Cuma

Kur’an Ayında Kur’an İle Konuşmak!...


Kur’an’ insanı ayağa kaldırmak için inmiştir. Ve insandan adaleti ayağa kaldırmasını,hakkı ayağa kaldırmasını,hukuku ayağa kaldırmasını istemiştir. İnsanlığın yerlerde süründüğü bir zamanda nazil olmuş ve toplumu Tevhid ile yeniden yeni baştan inşa etmiştir.
İlk inen ayetlere baktığımızda hiç kuşkusuz yeniden inşa eylemi insandan,bireyin kendinden başladığı görülecektir... İlk emir “Oku” dur. Neyi nasıl okunacağının cevabını “Alemlerin Rabbı olan Allah’ın adıyla” ayetinde vermiştir.
Hemen arkasından inen ayetler, insanın ayağa kalkışının başlama noktasını belirterek şöyle beyan edilmiştir. “Ey örtüsüne bürünen.Kalk!.gecenin bir vaktinde namaz kıl.Kur’an’ı tertil üzere oku!.Doğrusu sana ağır biz söz vahyedeceğiz”(Müzemmil:1.5) Kalk hazırlık yap ayetleri inince,Peygamberimiz  , müminlerin annesi Hatice’ye “Uyku devri geçti” diye buyuruyor.Toplumu inşa görevini yerine getirebilmesi için bir eğitim programıdır gece kalk emri.. Niçin Kalkacak!?..
Muhatap olduğu mesajı anlamak,görevini kavramak için!... Toplumu dönüştürmek gibi ciddi ve zorlu bir iş ile yükümlü olan insanın, önce vahyolunan mesajı doğru anlaması,kavraması gerekmektedir…
Kur’an bir gece de geceye indi!. Kur’an bir ayda Allah’tan kuluna indi.Açtı tüm sayfalarını sonuna kadar bizlere, ama bizler yüreğimizi sonuna kadar açabildik mi Kur’an’a!?.
Kur’an yer yüzüne indi inmesine de acaba bizlere de nazil olabildi mi tam manasıyla!.İnişiyle bir geceye bin gecelik hayır katan Kur’an,indiğinde bizlere bin kişilik bir hayrın sahibi yapabiliyor mu bizleri?!.
Kur’an, ilk inananları yıldız yapıp,başkalarının önlerini aydınlatmalarını sağladı.Ya peki bizlere kendi önümüzü ışıttırabildi mi tam manasıyla!?
Kur’an hayat veriyor ölü kalplere,yağmurun toprağı dirilttiği gibi diriltiyor ölü kalpleri de biz onunla dirilebiliyor muyuz?!. Hayat buluyor muyuz Vahyin yağmuruyla!?.
Kur’an bizimle konuşuyor sözlerin en hakikati ile.Ya bizler Onunla ve onlu konuşabiliyor muyuz tam manasıyla!. Onu anlamak için önce onu dinlememiz gerekir.
Cevap verebilmemiz için önce onun konuşması gerekir..
Eyy Nass!. Kur’an konuşuyor ve diyor ki; Allah’tan nasıl korkulması gerekiyorsa öylece korkun “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O’na teslim olan Müslüman olarak can verin!”(Al-i İmran:102)..
İttika edin(!) Allah’tan , lakin gerektiği gibi…Eyleme dökülmeyen,sadece dil ile ifade edilen bir ittika ittika değildir hiç kuşkusuz. O halde kalbimiz Allah’tan korkmalı,O’nun sevmediklerini sevmemeli,O’nun korkusundan başka bir korkuya yer vermemeli.. Gözümüz Allah’tan korkmalı,bakma dediklerine bakmamalı/bakamamalı..
Ellerimiz Allah’tan korkmalı ve asla Küfre,şirke rey vermemeli.
Harama uzanmamalı…Dillerimiz Allah’tan korkmalı hakkı haykırmaktan geri durmamalı.. Ve ayaklarımız Allah’tan korkmalı çakılıp kalmamalı olduğu yerde arşınlamalı yolları.! Toplumun tekrar Tevhid’e dönüşmesi için kat etmeli mesafeleri..
Kur’an’ın “KALK” emriyle kalkmalı ve kendisine yakin (ölüm) gelinceye kadar kıyamını sürdürmeli… Kur’an Konuşuyor ve diyor ki; Allah’ın emri olan cihadın hakkını verin… “Allah'ın rızası uğrunda gerektiği gibi cihad ediniz. O sizi bu görevi yapmak üzere seçti. Din konusunda size hiçbir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahim'in dinidir bu. Allah sizi gerek daha önceki kutsal kitaplarda gerekse elinizdeki Kur'anda «müslüman» olarak adlandırdı. Amaç, Peygamberin size tanık ve canlı örnek olması, sizin de diğer insanlara tanık ve canlı örnek olmanızdır.”(Hacc:22) “O halde sakın kafirlerin uzlaşma önerilerini kabul etme; Kur'an'a dayanarak olanca gücünle onlarla mücadele et.”(Furkan:52)
Kur’an’ın ön gördüğü toplumsal değişimin kendi kendine olması mümkün değil. Bunun için Allah iman edenleri seçti. Bugün yaşananlar Kur’an’lı bir toplumun Kur’an’sızlığından başka nedir ki!?.
Yeniden Toplum “sıbğetullah(Allah’ın boyası)” ile boyanana kadar, çerçevesi yine Allah tarafından çizilmiş meşru zeminde bedelleri göğüsleyerek cehdin ortaya konması!..
Cehd yoksa zem zem de yok gerçeğinden hareketle yapılması gerekenleri yapmak!. “Elimizden geleni” diyerek nefsimizi kandırmadan!.
Kur’an konuşuyor ve diyor ki; Oku’yun ama Okumanın hakkını verin!.. “Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.”(Bakara:121).
Kur’an, dünyalık bazı işlerin yoluna girmesi için, bir takım sayılara mahkum edilerek okunan dilek tutma kitabı değildir!.. Kur’an; Hayatı boyunca direktiflerini dikkate almamış ölülerin arkasından törensel eylemlerle okunan sevap kazanma aracı değildir!… Kur’an; Tüm dikkatlerin seslere verilip, anlaşılmadan dillendirilen ses rekabeti aracı değildir…
Kur’an; Dünyayı yaşarken raflara terk edilip mahcur bırakılan, yaslı günlerde ele alınan yasları dindiren matem kitabı değildir!... “Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a, ve daha önce indirdiği kitaba iman edin.”(Nisa:4:136)..
İman iddiasında bulunanlara samimiyet çağrısıdır yapılan.İman edilen kitap iman edilmesi ve nasıl okunması gerektiğini hatırlatması bakımından “Ey iman edenler” vurgusunun “iman ettim” iddiasını ispatlamaları için,iman sahiplerine olması düşündürücü değil midir?!.
Kur’an konuşuyor ve diyor ki; Siyasette Hüküm yalnız Allah’ın’dır!.. “Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz adlardan başka bir şey değildirler. Allah onlara hiçbir güç vermiş değildir. Egemenlik/hüküm koyma sadece Allah'ındır O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmiştir. Dosdoğru din, işte budur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyor.”(Yusuf:12:40).. “Bilmez misin ki; yer ve göklerin mülkü Allah'ındır?" (Bakara:107) Allah’tan gayrisinin insanların hayatlarını düzenlemek adına kanun koyma hakkı yoktur diyor!.Beşeri sistemlerin/kanunların reddi, imanın gereğidir diyor. “Akıl sahipleri için hükmü Allah’tan daha güzel kim vardır” diyor. İman ettiyseniz hala ne diye tağutun önünde mahkeme olmak istiyorsunuz diyor…
Akli yorumlara takılarak hüküm koyma yetkisini kendisinde görmenin cevazını akli yorumlardan bulanların ilki kabil’di.. O gün bu gündür kabilden yana olanlar Allah’ı bırakıp kulun kullara egemenliğini kabullenenler kabil taraftarları oldu…Ve tüm peygamberler de bu gerçeği anlatmak/hatırlamak adına görevlendirilmişlerdi.. Her yeni yüz yılda yeni bir şirk sistemi icat edilecek ve her çağın muvvahidleri “la” yani “hayır” Allah’tan gayrisine hayır diyecek ve imtihan olacaklardı…Kur’an konuşuyor ve bunu bize haber veriyordu: “(Müşrikler tarafından eziyet edilen) o insanlar sandılar mı ki, “iman ettik.” demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler? Doğrusu biz, onlardan evvelkileri de (çeşitli musibetlerle) denedik. Allah, (imtihan suretiyle imanında) sadık olanları da muhakkak bilecek, yalancı onları da elbette bilecek.”(Ankebut:2-3).. Kur’an konuşuyor ve hayatın her alanı için Allah’ın sözünü/ hükmünü beyan ediyor.. Onunla konuşmak isteyenler için kapısını herkese açık tutuyor.. O’ndan istifade etmek,edebilmek mi?!. İşte bunun için Kur’an’ın şartı var. İman etmek ve imanın hakkını vermek!.
Nasıl mı?. İşte cevabı; “Ey iman edenler iman edin…” (4/Nisâ, 136).

Sabiha Ateş Alpat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder