31 Mayıs 2011 Salı

TEVHİD - 2

TEVHİD ÜÇE AYRILIR;
1.      TEVHİD-İ RUBUBİYET (Allah’ın Rab’liğinde Tek Olduğuna İnanmak) :
Rablık anlamına gelir, Allah'ın Rab ismine nispet edilen bir kelimedir. Rab kelimesinin lugatte çok anlamı vardır; mürebbi (terbiye edici), malik (mülk ve iktidar sahibi), seyyid (efendi), müdebbir (yönetici), mütemmim (tamamlayıcı), kayyim (yönetici) gibi anlamlar bunlardan bazılarıdır.

Rububiyet Tevhid'i demek sadece Allah-u Teala'nın herşeyin Rabb'i ve Melik'i olduğunu, ortağının olmadığını sadece O'nun yaratıcı olduğunu alemin idarecisi, tasarruf edicisi ve hükmedicisi olduğunu, kulları yarattığını, rızıklandırdığını, öldürüp dirilttiğini ve O'nun hükmünü eleştirebilecek kimsenin olmadığını kesin ve tam olarak ikrar ve kabul etmek Allah'ın kazasına, kaderine ve zatında birliğine inanmaktır. Özetle: Allah-u Teala'yı fiilleri ile birlemek demektir.

"Yerde olanların tümünü sizin için yaratan O'dur." 2/ BAKARA - 29

"Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." 51/ ZÂRİYÂT - 58

Tevhidin bu çeşidine Kureyş müşrikleri ve çeşitli din ve inanç mensuplarının çoğu kabul eder. Hepside alemin yaratıcısının Allah olduğuna inanırlar.

"Andolsun onlara; «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, hiç tartışmasız; «Allah» diyecekler. " 31/ LOKMÂN - 25 

"De ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?»
«Allah'ındır» diyecekler. De ki: «Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?»
De ki: «Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?»
«Allah'ındır» diyecekler. De ki: «Yine de korkup sakınmayacak mısınız?»
De ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Her şeyin melekûtu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor.»
«Allah'ındır» diyecekler. De ki: «Öyleyse nasıl oluyor da siz böyle büyüleniyorsunuz?»" 23/ MU'MİNÛN - 84 - 89

Rububiyet Tevhid'i herkeste vardır. Fıtraten olan bir tevhid çeşididir. Uluhiyet Tevhid'i yoksa Rububiyet Tevhid'iyle kişi müşriktir. Kulların kalbi Allah'ın Rububiyetine elverişli bir fıtratla yaratılmıştır. Bunun içindir ki, sadece bu çeşidine inanan bir kimse tevhidin ikinci çeşidine bağlanmadıkça muvahhid olamaz, tevhid inancına sahip bir kişi olarak kabul edilmez. Şunu bilmeliyiz ki, bu tür bir tevhid insanı ne İslam'a dahil eder nede kanını, malını masum kılıp onu cehennem azabından kurtarabilir.

2.      TEVHİD-İ ULUHİYET (Allah’ın İlahlığında Tek Olduğuna İnanmak):
İtaat edilen, mabud anlamındaki İlah kelimesinden türetilmiştir. İlah kelimesi: gerçek İlah olan Allah'ı da, Allah'tan başka ibadet edilen batıl ilahları da, yani; tapılan her şeyi kapsar. Fakat gerçek İlahın yaratıcı, muktedir, rızık verici ve müdebbir (yönetici, düzenleyici) olması gerekir. Böyle olmayan kendisine haksız yere ibadet edilse de ilah diye isimlendirilse de İlah değildir.

 Uluhiyet Tevhid'i, ibadeti ve kulluğu sadece Allah'a yapmaktır. Buna ibadetin tevhidi de denir. Bunun anlamı; Allah'ın gerçek ilah olduğuna ve O'ndan başka batıl ilah bulunmadığına ve O'nun dışındaki bitin ilahların batıl olduğuna kesin olarak inanmak, ibadeti, boyun eğmeyi ve mutlak itaati sadece O'na tahsis etmek, kim olursa olsun hiç kimseyi O'na ortak etmemek, namaz, oruç, zekat, hac, dua, yardım isteme, adak, kurban, tevekkül, korku, ümit, sevgi, inabe (tevbe ve yönelme), haşyet (saygı duyarak korku duymak) ve tezellül (huzunrunda kendini küçük görmek) gibi görünen ve görünmeyen hiçbir ibadeti O'ndan başkasına yapmamak sevgi, korku ve ümitle ve bunların hepsi ile Allah'a ibadet etmektir. Bunların hepsi ile değilde bir kısmı ile Allah'a ibadet etmek sapıklıktır. Bunların hepsi ile değilde, bir taraftan sadece namaz kılan, oruç tutan, diğer taraftan sadece Alalh'tan istenilebilecek bir şeyleri başkasından istemek; Allah'tan başkası için kurban kesmek gibi şirktir.

"Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz." 1/ FÂTİHA - 5 

Uluhiyet Tevhid'i Ancak Şu İki Esasın Varlığı İle Gerçekleşir;
1. Her türlü ibadet ve kulluğun başkası için değil sadece O'nun için yapılması. Yaratıcının haklarından ve özelliklerinden hiçbirini mahluka verilmemesidir. Uluhiyet Tevhid'i sadece Allah'a ibadet etmeyi gerektirir. 

"De ki: «Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.»
«O'nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.»" 6/ EN'ÂM - 162 - 163

2. Uluhiyet Tevhid'ini gerçekleştirecek ilkelerden ikincisi ibadetin Allah'ın emirlerine uygun olarak yapılmasıdır.

İbadet = Yaşamak... Yaşamımız, kime ve neye göre?
Bir kimseye yaptığını yaptıran, yapmadığını yaptıran O'nun ilahıdır... Sizin ilahınız kim?

"De ki: «Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez." 9/ TEVBE - 24

Aklımız, vicdanımız ve duygularımızla Rabb'imizi bulabiliriz. Sevgide, umutta, korkuda, musibette nasıl sorusuna sorup cevabı tereddütsüz Allah ise İlah'ımızıda bulmuşuz demektir.
Özetle, tevhid hayata dönümüdür, kulluk bilincine varmaktır, kul olduğunu bilmektir. Bütün uzuvlar görevini bilir ve görevini yerine getirir. Aynen uzuvlar misali sizi de harekete geçiren, hayat merkeziniz de kim varsa o sizin İLAH'ınızdır...

3.      TEVHİD-İ ESMA VE SIFAT (Allah’ın İsim ve Sıfatlarında Tek Olduğuna İnanmak):
Sıfatlar: 

Allah-u Teala'nın ZATİ SIFATLARI altı tanedir:
1. Vucud: Allah'ın var olması demektir.
2. Kıdem: Allah'ın varlığının başlangıcı olmaması.
3. Vahdaniyet: Allah'ın bir olması.
4. Beka: Allah'ın varlığının sonunun olmaması.
5. Muhalefetün Lil-Havadis: Yaratıklarına benzememesi.
6. Kıyam Binefsihi: Varlığı kendinden olması.

Allah-u Teala'nın SUBUTİ SIFATLARI sekiz tanedir:
1. Hayat: Allah'ın diri olmasıdır.
2. İlim: Her şeyi bilmesidir.
3. Semi: Her şeyi işitmesidir.
4. Basar: Her şeyi görmesidir.
5. İrade: Dilemesi (istemesi)
6. Kudret: Her şeye gücünün yetmesi.
7. Kelam: Konuşması (Kur'an-ı Kerim)
8. Tekvin: Yaratması.

Esma-ül Hüsna: 
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki, Allah-u Teala'ya mahsus olarak doksan dokuz isim vardır. Her kim bu doksan dokuz ismi ihsa ederse cennete girer." Tirmizi, İbn-i Hibban – Hâkim

İhsa ne demektir? : Bu kelimeye üç türlü ma'na verilmiştir: Saymak, ezberle­mek, ma'nalarını şuurla anlamak. Şu halde ihsa tahakkuk et­mek için bu doksan dokuz ismi hem ezberlemek, hem ma'nalarını öğrenmek, hem de saymak gerektir. Yoksa bir papağan gi­bi sadece ezber etmek veya saymak kafi değildir. İnsan gibi şu­urlu bir mahluka yaraşan da budur. Burada dok­san dokuz adedinin söylenmesi hasr için değildir. Yani Allahu teala'nın ancak doksan dokuz ismi vardır. Bunlardan başka yoktur ma'nasına değildir. Belki yalnız ihsa isimlerini bildir­mek içindir. Yoksa Kur'an'da Allah'u teâlâ'nın bunlardan başka isimleri de gelmiştir. Onlarda ihsa'ya dahildir.

Neden Esma-ül Hüsna? :
1. Allah'tan bağımsız bir hayat alanı olmadığından.
2. Allah'ı kendi kelamından anlamak, bilmek için.
3. Esma'nın ahlakını insana yansıması için.
4. Halık ve mahluk arasındaki mahiyet farkını anlamak için.
5. Allah'a yaklaşmaya vesile olsun diye.
6. Sahih bir Allah tasavvuru için.
7. Allah'ı layık olduğu vasıflarla anlamak için.
"Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler." 39 / ZUMER - 67
8. O'nun öğrettiği gibi zikretmek için.
9. Dua ve ibadetin kabulü için Esma-ül Hüsna...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder